Arama

Tüm Kategorilerde SGK Prim Ödemesi Rehberi için 379 sonuç bulundu

  • 291. Yeşil Dönüşüm Destek Programı Nedir? Yeşil Dönüşüm Destek Programına Kimler Başvurabilir?

    Yeşil Dönüşüm Nedir? Yeşil dönüşüm, işletmelerin üretim süreçlerinde çevre dostu teknolojiler, enerji verimliliği uygulamaları ve sürdürülebilir kaynak kullanımıyla karbon emisyonlarını azaltmayı hedefleyen bir dönüşüm sürecidir. Yeşil dönüşüm destek programı, bu süreci hızlandırmak ve KOBİ’lere yeşil sanayi destek programı kapsamında finansal destek sağlamak amacıyla uygulanmaktadır. Yeşil Dönüşüm Destek Programı Nedir? Yeşil dönüşüm destek programı, KOSGEB tarafından yürütülen ve işletmelerin yeşil dönüşüm projesi geliştirmesini teşvik eden bir mali destek paketidir. Program, güneş enerjisi sistemleri, enerji verimliliği projeleri, atık yönetimi yatırımları ve çevre dostu teknolojilerin uygulanmasına finansman sağlar. Yeşil dönüşüm destek programı uygulama usul ve esasları tebliği doğrultusunda başvurular alınır. Yeşil Dönüşüm Destek Programına Kimler Başvurabilir? Programa; KOSGEB veri tabanına kayıtlı KOBİ’ler, sanayi sicil belgesine sahip işletmeler ve yeşil dönüşüm belgesi almak isteyen firmalar başvurabilir. Özellikle enerji tüketimi yüksek olan sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için bu program, maliyetleri azaltma ve çevre dostu üretime geçişte önemli bir fırsattır. Yeşil Dönüşüm Projesi Nedir? Yeşil dönüşüm projesi, işletmenin karbon ayak izini düşürmeye, enerji verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilir üretim modellerine geçişine yönelik somut adımlar içeren projelerdir. Yeşil dönüşüm proje örnekleri arasında; üretim tesisine güneş panelleri kurulması, atık su arıtma sistemlerinin modernizasyonu ve geri dönüşüm süreçlerinin geliştirilmesi yer alır. Yeşil Dönüşüm Belgesi Nasıl Alınır? Yeşil dönüşüm belgesi almak isteyen işletmeler, projenin çevresel etkilerini, uygulanacak teknolojileri ve beklenen faydaları içeren bir başvuru dosyası hazırlar. KOSGEB tarafından yapılan değerlendirme sonucu uygun bulunan projelere belge verilir. KOSGEB Güneş Enerjisi Desteği Ne Kadar? KOSGEB güneş enerjisi desteği, projenin ölçeğine, yatırım tutarına ve sektör önceliklerine göre değişir. Program kapsamında, yenilenebilir enerji yatırımlarına belirlenen üst limitlere kadar hibe veya faizsiz kredi desteği sağlanabilmektedir. Sıkça Sorulan Sorular (SSS) 1. Yeşil dönüşüm destek programı sadece KOBİ’lere mi veriliyor? Evet, KOSGEB kriterlerine uygun KOBİ’ler başvurabilir. 2. Yeşil dönüşüm belgesi almak zorunlu mu? Programdan yararlanmak için belge alınması şarttır. 3. Güneş enerjisi desteği geri ödemeli mi? Program türüne göre hibe veya geri ödemesiz destek sağlanabilir. 4. Yeşil dönüşüm proje örnekleri nereden bulunur? KOSGEB’in yayımladığı proje listeleri ve sektörel raporlar incelenebilir.


  • 292. Özel Usulsüzlük Cezaları Nedir, 2025’te Ne Kadar Oldu?

    Özel Usulsüzlük Cezaları Nedir? Özel usulsüzlük cezaları, Vergi Usul Kanunu’na göre mükelleflerin vergi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemeleri, beyanname ve bildirimlerde usule aykırı davranmaları durumunda uygulanan idari para cezalarıdır. 3074 özel usulsüzlük cezası, vergi mevzuatında yer alan özel düzenlemelerden biridir ve genellikle elektronik beyanname veya bildirim yükümlülüklerinin ihlali nedeniyle gündeme gelir. Özel Usulsüzlük Cezaları Nelerdir? 355/1-1 özel usulsüzlük cezası gibi hükümler, hangi fiillerin bu kapsama girdiğini belirler. Örneğin; e-defter ve e-fatura gibi elektronik belgelerin zamanında yüklenmemesi, dijital vergi dairesi üzerinden yapılması gereken işlemlerin süresinde tamamlanmaması, bildirimlerin eksik veya hatalı yapılması bu cezaları doğurabilir. 1. derece özel usulsüzlük cezası 2025 yılında güncel oranlara göre uygulanır. Özel Usulsüzlük Cezası Ne Kadar Oldu? Özel usulsüzlük cezası 2025 tutarları, her yıl yeniden değerleme oranına göre artırılır. Cezanın miktarı, ihlalin türüne, derecesine ve mükellefin durumuna göre değişir. 2025 yılı itibarıyla, özel usulsüzlük cezası ne kadar sorusunun yanıtı, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan güncel ceza tarifesine bakılarak net olarak belirlenir. 2025 YILI USULSÜZLÜK CEZALARINA AİT TABLO 1. DERECE USULSÜZLÜKLER Tutar (TL) 1- Sermaye şirketleri 28.000 TL 2- Sermaye şirketi dışında kalan birinci sınıf tüccarlar ve serbest meslek erbabı 14.000 TL 3 - İkinci sınıf tüccarlar 7.000 TL 4- Yukarıdakiler dışında kalıp beyanname usulüyle gelir vergisine tabi olanlar 5.000 TL 5- Kazancı basit usulde tespit edilenler 3.200 TL 6- Gelir vergisinden muaf esnaf 2.100 TL 2. DERECE USULSÜZLÜKLER 1- Sermaye şirketleri 14.000 TL 2- Sermaye şirketi dışında kalan birinci sınıf tüccarlar ve serbest meslek erbabı 7.000 TL 3 - İkinci sınıf tüccarlar 5.000 TL 4- Yukarıdakiler dışında kalıp beyanname usulüyle gelir vergisine tabi olanlar 3.200 TL 5- Kazancı basit usulde tespit edilenler 2.100 TL 6- Gelir vergisinden muaf esnaf 1.400 TL ÖZEL USULSÜZLÜK Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmaması 1- Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dahil olmak üzere fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu verilmemesi, alınmaması, bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi, bu belgelerin elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken kağıt olarak düzenlenmesi, bu belgelerin hiç düzenlenmemiş sayılması 1. Tespit - Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak kesilecek toplam ceza 14.000 TL 14.000.000 TL Kanuna bağlı 2 sayılı cetvel Asgari 2. Tespit 3. Tespit 4. Tespit 5. Tespit 6. ve Sonraki Tespitler 28.000 TL 43.000 TL 57.000 TL 70.000 TL 140.000 TL 2 - Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dahil olmak üzere perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenleme zorunluluğu getirilen belgelerin düzenlenmemesi, kullanılmaması veya bulundurulmaması, aslı ile öreğinde farklı meblağlara yer verilmesi, gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken kağıt olarak düzenlenmesi, hiç düzenlenmemiş sayılması 1. Tespit - Her bir belge nev’ine ilişkin olarak her bir tespit için toplam ceza - Her bir belge nev’ine ilişkin bir takvim yılı içinde kesilecek toplam ceza 14.000 TL 1.400.000 TL 14.000.000 TL Kanuna bağlı 2 sayılı cetvel 2. Tespit 3. Tespit 4. Tespit 5. Tespit 6. ve Sonraki Tespitler 28.000 TL 43.000 TL 57.000 TL 70.000 TL 140.000 TL 3- 232 nci maddenin birinci fıkrasının 1 ila 5 numaralı bentlerinde sayılanlar dışında kalan kişilerin fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi ve giriş ve yolcu taşıma biletlerini almaması - Bir takvim yılı içinde kesilecek toplam ceza 7.000 TL 70.000 TL 4- Hazine ve Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen defterlerin; bulundurulmaması, günü gününe kayıt yapılmaması, yetkililere ibraz edilmemesi ile levha bulundurma ve asma mecburiyetine uyulmaması 2.400 TL 6- Belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlarının üretilmesine ilişkin kural ve standartlara uymayanlara 90.000 TL 7- Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak işlemlerde kullanılma zorunluluğu getirilen vergi numarasını kullanmaksızın işlem yapanlara 2.800 TL 8- Belge basımı ile ilgili bildirim görevini tamamen veya kısmen yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine Bu bent uyarınca bir takvim yılı içinde kesilecek toplam özel usulsüzlük cezası 9.400 TL 1.800.000 TL 9 - 4358 sayılı Kanun uyarınca vergi kimlik numarası kullanma zorunluluğu getirilen kuruluşlardan yaptıkları işlemlere ilişkin bildirimleri, belirlenen standartlarda ve zamanda yerine getirmeyenlere 12.000 TL 10-127 nci maddenin (d) bendi uyarınca Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen durmayan aracın sahibi adına 21.000 TL 11- Tasdik raporu ibraz şartı getirilen mükellef adına Alt Sınır Üst Sınır 330.000 TL 3.300.000 TL Damga Vergisinde Her bir kağıt için kesilecek özel usulsüzlük cezası 57 TL Bilgi vermekten çekinenler ile 107/A, 152/A, 153/A, mükerrer 242,256, 257, mükerrer 257 nci madde ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza - 86, 148, 149, 150, mükerrer 242, 256 ve 257 nci maddelerde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci maddesi ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlar 1- Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 28.000 TL 2- İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 14.000 TL 3- Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 7.000 TL 107/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlar 1- Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 9.900 TL 2- İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında 4.800 TL 3- Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 2.500 TL Mükerrer 257 nci maddenin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara her bir bildirim için (üst sınır) 14.000.000 TL Mükerrer 257 nci maddenin birinci fıkrasının (8) ve (10) numaralı bentleri uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara (üst sınır) 14.000.000 TL Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayanlara bir takvim yılı içinde kesilecek toplam özel usulsüzlük cezası 28.000.000 TL Mal teslimi veya hizmet ifalarına ilişkin tahsilatların, banka ve benzeri finans kuramları, ödeme kuruluşları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla başkalarının adı ve/veya hesabı kullanılarak yapılması durumunda, bir takvim yılı içinde kesilecek toplam özel usulsüzlük cezası 28.000.000 TL Kredi kartı, banka kartı, ön ödemeli kart, karekod, elektronik cüzdan ve benzeri ödeme araçları kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen tahsilatların, kendi mükellefiyeti adına kayıtlı olmayan ödeme sistemleri veya cihazları aracılığıyla yapılması durumunda bir takvim yılı içinde kesilecek toplam özel usulsüzlük cezası 28.000.000 TL Maddenin onıkıncı fıkrası uyarınca bir takvim yılı içinde kesilecek özel usulsüzlük cezası 28.000.000 TL İzaha davet Kullanılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge tutarı 700.000 TL Uzlaşma limitleri Tarhiyat sonrası uzlaşmaya konu edilebilecek usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında sınır 33.000 TL üzeri 376 ncı maddedeki indirim oranının %50 artırımlı uygulanacağı usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında sınır 33.000 TL ve altı Tarhiyat öncesi uzlaşma limiti Tarhiyat öncesi uzlaşmaya konu edilebilecek usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında sınır 33.000 TL üzeri Katılma payı tutarı 0,35 Özel Usulsüzlük Cezası Ne Zaman Ödenir? Özel usulsüzlük cezası, cezanın tebliğ edilmesinden itibaren 30 gün içinde ödenmelidir. Ödeme, dijital vergi dairesi üzerinden veya vergi dairelerine gidilerek yapılabilir. Süresinde ödenmeyen cezalar için gecikme zammı uygulanır. Özel Usulsüzlük Cezası İndirim İmkanı Var mı? Evet. Özel usulsüzlük cezası indirim hakkı, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde cezanın peşin olarak ödenmesi halinde uygulanır. Bu durumda ceza tutarından belirli oranda indirim yapılır. Ayrıca, uzlaşma talebinde bulunularak da ceza miktarı düşürülebilir. Sıkça Sorulan Sorular (SSS) 1. 3074 özel usulsüzlük cezası neden gelir? Elektronik beyan ve bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi durumunda kesilir. 2. Özel usulsüzlük cezası indirimden kimler yararlanabilir? Cezasını tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde ödeyen mükellefler yararlanabilir. 3. Dijital vergi dairesi özel usulsüzlük cezası nasıl ödenir? Dijital Vergi Dairesi’ne giriş yapılarak kredi kartı veya banka havalesi ile ödeme yapılabilir. 4. 1. derece özel usulsüzlük cezası ile 2. derece arasındaki fark nedir? İhlalin ağırlığına göre belirlenir; 1. derece daha ağır yükümlülük ihlallerini kapsar.


  • 293. Sahte Belge (Naylon Fatura) Kullanma Suçu Nedir ve Cezaları Nelerdir?

    Ticari faaliyetlerin temelini güven ve şeffaflık oluşturur. Ancak maalesef vergi kaçırmak veya haksız kazanç elde etmek amacıyla düzenlenen sahte veya yanıltıcı belgeler, hem devletin vergi gelirlerini azaltmakta hem de dürüst mükellefleri zor durumda bırakmaktadır. Halk arasında "naylon fatura" olarak da bilinen bu belgeler, Vergi Usul Kanunu (VUK) kapsamında ciddi suçlar olarak tanımlanmakta ve ağır yaptırımlara tabi tutulmaktadır. Peki, sahte belge düzenleme ve kullanma suçu tam olarak nedir? Bir belgenin sahte olduğu nasıl anlaşılır ve bu durumun sonuçları nelerdir? Bu yazımızda, sahte belge kullanma tespiti cezasından, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge cezasına kadar tüm detayları ele alacak, işletmelerin bu büyük riskten nasıl korunabileceğini ve olası bir mağduriyet durumunda ne yapılması gerektiğini açıklayacağız. Naylon Fatura Nasıl Oluyor? En temel tanımıyla naylon fatura , ortada gerçek bir mal veya hizmet alışverişi olmamasına rağmen, sanki böyle bir ticari işlem yapılmış gibi düzenlenen belgedir. Amacı, KDV indiriminden haksız yere yararlanmak veya gelir vergisi matrahını düşürerek daha az vergi ödemektir. Bir faturanın "naylon fatura" olarak kabul edilmesi için genellikle şu özelliklere sahip olması gerekir: Gerçek Bir Teslim Yoktur: Faturada yazan mal veya hizmet fiilen alınıp satılmamıştır. Düzenleyen Firma Şüphelidir: Faturayı düzenleyen firmanın genellikle belirli bir iş yeri, personeli veya sermayesi yoktur. "Tabela şirketi" olarak faaliyet gösterirler. İşlem Hacmi Mantıksızdır: Şirketin kapasitesinin çok üzerinde, hayatın olağan akışına aykırı miktarlarda fatura düzenlenmiştir. Ödeme Akışı Şüphelidir: Fatura bedelleri genellikle banka yoluyla değil, elden ödenmiş gibi gösterilir veya karmaşık ve takibi zor para transferleri kullanılır. Bir naylon fatura örneği düşünelim: Bir inşaat firmasının, hiç demir almadığı halde, sırf maliyetlerini yüksek gösterip vergisini düşürmek için bir demir tüccarından 1.000.000 TL'lik demir faturası alması, klasik bir naylon fatura senaryosudur. Sahte Belge Cezası Nedir? Sahte belge düzenlemek veya kullanmak, Vergi Usul Kanunu'nun en ağır yaptırımlarını içeren "Kaçakçılık Suçları ve Cezaları" başlıklı 359. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, suçu iki ana kategoriye ayırır: Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge Düzenlemek veya Kullanmak (VUK 359/a-2): Bu durumda, belge gerçektir ancak içeriğindeki bilgiler (malın miktarı, cinsi, fiyatı vb.) gerçeği yansıtmamaktadır. Örneğin, 10 adet bilgisayar alınmasına rağmen faturaya 20 adet yazılması bu kapsama girer. Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge cezası, on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasını öngörür. Sahte Belge Düzenlemek veya Kullanmak (VUK 359/b): Bu, hiç gerçekleşmemiş bir işlemi varmış gibi gösteren, yani tamamen hayali olan "naylon fatura" suçudur. Sahte belge düzenleme tespiti veya kullanımı halinde kanun çok daha ağır bir ceza öngörür. Sahte Evrak Cezası Ne Kadar? Konumuzun en kritik noktası olan sahte belge kullanma tespiti cezası, Vergi Usul Kanunu madde 359/b'de net bir şekilde belirtilmiştir. Buna göre; Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü üzere, sahte evrak cezası sadece para cezası değil, aynı zamanda ciddi bir hapis cezasını da içermektedir. Üstelik bu suçun cezasında erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi kurumların uygulanması belirli şartlara bağlanmıştır ve genellikle uygulanmaz. Naylon Fatura Sicile İşler mi? Evet, kesinlikle işler. Sahte belge düzenleme ve kullanma suçu, yüz kızartıcı bir suç olarak kabul edilmese de, TCK kapsamında "vergi kaçakçılığı" suçu olarak nitelendirilir ve kasıtlı işlenen bir suçtur. Bu suçtan dolayı kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı alınması durumunda, bu ceza kişinin adli sicil kaydına (sabıka kaydına) işlenir. Bu durum, kişinin gelecekteki ticari hayatını, bankalarla olan ilişkilerini ve hatta bazı meslekleri icra etmesini olumsuz etkileyebilir. Naylon Fatura Mağdurları Ne Yapmalı? Bazen işletmeler, tüm iyi niyetlerine rağmen sahte belge tuzağına düşebilirler. Mal veya hizmet aldıkları firmanın sahte belge düzenleyen bir yapı olduğunu bilmeden fatura alabilirler. Vergi idaresi tarafından yapılan bir sahte belge düzenleme tespiti sonrasında, bu firmadan fatura alan tüm mükellefler incelemeye alınır. Eğer böyle bir durumla karşılaşırsanız veya bir naylon fatura mağduru olduğunuzu düşünüyorsanız, atmanız gereken adımlar şunlardır: İspat Yükümlülüğünüzü Yerine Getirin: Ticari işlemin gerçekliğini kanıtlamak size düşer. Ödemeyi banka havalesi/EFT gibi kanallar üzerinden yaptığınıza dair dekontlar, malın taşındığına dair sevk irsaliyeleri, tartı fişleri, malın depoya girdiğine dair kayıtlar gibi tüm belgeleri hazırlayın. İzaha Davet veya İnceleme Sürecinde Aktif Olun: Vergi dairesinden bir yazı geldiğinde süreci dikkatle takip edin. Bir vergi uzmanı veya avukattan mutlaka profesyonel destek alın. Pişmanlık Hükümlerinden Yararlanın: Eğer faturayı bilerek kullanmadıysanız ancak işlemin gerçekliğini kanıtlamakta zorlanıyorsanız, durumu bir an önce vergi dairesine bildirerek VUK'un pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanmayı değerlendirebilirsiniz. Bu, cezalardan önemli ölçüde kurtulmanızı sağlayabilir. Unutmayın ki, ticari hayatta en ucuz mal veya hizmet her zaman en iyisi değildir. Ticaret yapacağınız firmaları iyi araştırmak, ödemelerinizi mutlaka banka üzerinden yapmak ve tüm belgelerinizi eksiksiz muhafaza etmek, sizi sahte belge cezası gibi ağır bir yükten koruyacak en temel önlemlerdir.


  • 294. Kur Farkı Faturası Nedir? Muhasebe Kaydı Nasıl Yapılır? Nasıl Kesilir?

    Kur Farkı Faturası Hakkında Bilinmesi Gerekenler Nelerdir? Döviz kurlarındaki dalgalanmalar, ticari hayatta işletmeler için "kur farkı" kavramını önemli hale getirir. Özellikle dövizli alım satım işlemlerinde, mal veya hizmetin teslim edildiği tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında ortaya çıkan kur değişiklikleri, işletmelerin lehine ya da aleyhine bir fark yaratır. Bu farkın vergi kanunları çerçevesinde belgelendirilmesi gerekir ve bu noktada kur farkı faturası devreye girer. Peki, kur farkı faturası nasıl kesilir ve bu süreçte nelere dikkat edilmelidir? Bu yazımızda, kur farkı faturası düzenleme zorunluluğundan muhasebe kayıtlarına kadar tüm detayları ele alacağız. Faturada Kur Farkı Nasıl Hesaplanır? Kur farkının hesaplanması, dövizli işlemin iki farklı tarihteki Türk Lirası karşılıkları arasındaki farka dayanır. Öncelikle, döviz cinsinden düzenlenen asıl faturanın kesildiği tarihteki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden TL karşılığı bulunur. Ardından, ödemenin yapıldığı veya tahsilatın gerçekleştiği tarihteki yine T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru ile döviz bedeli çarpılarak yeni TL karşılığı hesaplanır. İki TL değeri arasındaki pozitif ya da negatif fark, kur farkını oluşturur. Lehe kur farkı oluşması durumunda, yani tahsilat anındaki kurun fatura anındaki kurdan yüksek olması halinde, satıcı tarafından alıcıya bir kur farkı faturası düzenlenir. Kur Farkı İçin Fatura Zorunlu mu? Evet, kur farkları için fatura düzenlenmesi bir tercih değil, yasal bir gerekliliktir. Vergi Usul Kanunu ve ilgili tebliğler uyarınca, mal ve hizmet teslimlerine bağlı olarak ortaya çıkan kur farklarının fatura ile belgelendirilmesi esastır. Kur farkı faturası düzenleme zorunluluğu, işlemin KDV matrahını etkilemesi sebebiyle büyük önem taşır. Konuyla ilgili yayımlanan kur farkı faturası düzenleme zorunluluğu tebliğ maddeleri, bu işlemin usul ve esaslarını net bir şekilde belirlemiştir. Bu nedenle, dönem sonunda veya tahsilat sırasında ortaya çıkan lehe kur farkları için mutlaka fatura kesilmelidir. Kur Farkı Faturasında KDV Oranı Nedir? En çok merak edilen konulardan biri de kur farkı faturalarının KDV'ye tabi olup olmadığıdır. KDV Genel Uygulama Tebliği'ne göre, bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulmasından sonra ödenmesi halinde, kur farkları matraha dahildir. Dolayısıyla, kur farkı faturası KDV dahil mi kesilir sorusunun cevabı evettir. Kur farkı, asıl mal veya hizmetin tabi olduğu KDV oranına tabidir. Örneğin, %20 KDV oranına sahip bir ürün için oluşan kur farkı için kesilecek faturada da KDV oranı %20 olmalıdır. Faturalarda Kur Neye Göre Belirlenir? Ticari işlemlerde döviz kurunun belirlenmesi, fatura tarihi ve ödeme tarihi olmak üzere iki aşamada önemlidir. Fatura düzenleme anında, eğer taraflar arasında anlaşılmış spesifik bir kur yoksa, genellikle işlemin yapıldığı günkü T.C. Merkez Bankası (TCMB) döviz alış kuru esas alınır. Kur farkının hesaplanmasında ise yine ödemenin yapıldığı tarihteki TCMB döviz alış kuru dikkate alınır. Bu standart uygulama, hem muhasebe kayıtlarının doğruluğu hem de olası vergi incelemelerinde tutarlılık sağlamak adına kritik bir öneme sahiptir. Unutulmamalıdır ki kur farkı faturası TL mi kesilir sorusunun yanıtı da evettir; hesaplanan kur farkı TL cinsinden faturalanmalıdır. Sıkça Sorulan Sorular 1. Kur farkı faturası ödenir mi? Evet, kur farkı faturası hukuken ve ticareten ana alacağın bir parçası olarak kabul edilir. Satıcının lehine oluşan kur farkı için kestiği fatura, alıcı tarafından ödenmesi gereken bir borçtur. Aynı şekilde, alıcının lehine bir fark oluştuğunda alıcı da satıcıya fatura keser ve bu bedel satıcı tarafından ödenir veya borcundan düşülür. 2. Kur farkı faturası temel mi ticari mi olarak kesilir? E-Fatura sisteminde kur farkı faturaları için kullanılacak senaryo, faturanın kim tarafından kime kesildiğine göre değişir. Genellikle alıcı ve satıcı arasındaki ticari ilişkiye dayandığı için "Ticari Fatura" senaryosu kullanılır. Bu, alıcının faturayı kabul etme, reddetme veya iade etme gibi seçeneklere sahip olmasını sağlar. Ancak taraflar arasındaki anlaşmaya bağlı olarak "Temel Fatura" senaryosu da tercih edilebilir. 3. Kur farkı faturası muhasebe kaydı nasıl yapılır? Satıcı, lehine oluşan kur farkı için fatura kestiğinde, bu tutarı gelir olarak kaydeder. Genellikle "601 - Yurt Dışı Satışlar" veya "646 - Kambiyo Karları" hesabına alacak, "391 - Hesaplanan KDV" hesabına alacak ve "120 - Alıcılar" hesabına borç kaydı yapılır. Alıcı ise bu faturayı gider olarak işler. Genellikle "656 - Kambiyo Zararları" hesabına borç, "191 - İndirilecek KDV" hesabına borç ve "320 - Satıcılar" hesabına alacak kaydı yaparak kur farkı faturası muhasebe kaydı işlemini tamamlar. 4. Kur farkı faturası düzenleme zorunluluğu ne zaman başlar? Kur farkı faturası düzenleme zorunluluğu , dövizli işlemlerde ödemenin veya tahsilatın yapıldığı anda ortaya çıkar. Yani fatura tarihi ile tahsilat tarihi arasında kur farkı oluştuğu gün, faturalandırma yükümlülüğü doğar. Özellikle geçici vergi dönemleri veya hesap dönemi sonlarında, henüz tahsil edilmemiş dövizli alacak ve borçlar için kur değerlemesi yapılır ve oluşan farklar gelir veya gider tablosuna yansıtılır ancak bu değerleme için fatura kesilmez. Fatura kesme zorunluluğu, fiili ödeme anında gerçekleşir.


  • 295. Vergi Yüzsüzleri Nedir? 2025 Vergi Yüzsüzleri Listesi Ne Zaman Açıklanacak?

    Vergi mevzuatında kamuoyunun en çok dikkatini çeken uygulamalardan biri vergi yüzsüzleri listesi dir. Her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından açıklanan bu liste, yüksek tutarda kesinleşmiş vergi borcu olmasına rağmen borcunu ödemeyen mükellefleri kamuoyuna duyurmayı amaçlar. 2025 yılına yaklaşırken “ vergi yüzsüzleri ne demek? ”, “ vergi yüzsüzleri listesi 2025 ne zaman açıklanacak? ” ve “ GİB vergi yüzsüzleri listesi hangi kriterlere göre hazırlanıyor? ” soruları yeniden gündeme gelmiş durumda. Bu yazıda, vergi yüzsüzleri nedir , hangi mükellefler bu kapsama girer ve vergi yüzsüzleri tebliği çerçevesinde sürecin nasıl işlediği net şekilde ele alınmaktadır. Vergi Yüzsüzleri Ne Demek? Vergi yüzsüzleri; vadesi geçmiş ve kesinleşmiş vergi borcu belirli bir tutarın üzerinde olan , buna rağmen borcunu ödemeyen mükellefleri ifade eden bir kavramdır. Bu uygulama bir ceza değildir. Amaç; Vergi uyumunu artırmak Kamuoyunda şeffaflık sağlamak Vergi borcunu ödemeyen mükellefler üzerinde kamusal baskı oluşturmak olarak özetlenebilir. Vergi Yüzsüzleri Nedir? Hukuki Dayanağı Vergi yüzsüzleri uygulamasının dayanağı, Vergi Usul Kanunu’nun 5. maddesi dir. Bu maddeye göre; Vergi mahremiyeti esastır Ancak kesinleşmiş ve ödenmemiş vergi borçları için istisna getirilmiştir Bu istisna kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı , kamuoyunu bilgilendirme amacıyla borçlu mükelleflerin bilgilerini açıklayabilmektedir. Uygulamanın detayları ise vergi yüzsüzleri tebliği ile belirlenmiştir. Vergi Yüzsüzleri Tebliği Nedir? Vergi yüzsüzleri tebliği, hangi mükelleflerin listeye alınacağını ve açıklamanın nasıl yapılacağını düzenler. Tebliğe göre; Kesinleşmiş vergi ve ceza borcu bulunmalıdır Borç, ilan tarihinden önce vadesi geçmiş olmalıdır Borç tutarı, Bakanlık tarafından belirlenen asgari sınırın üzerinde olmalıdır Tecil, taksitlendirme veya yapılandırma kapsamında olan borçlar listeye girmez Bu nedenle her borcu olan mükellef otomatik olarak vergi yüzsüzleri listesine girmez. GİB Vergi Yüzsüzleri Listesi Nasıl Hazırlanır? GİB vergi yüzsüzleri listesi , vergi daireleri tarafından yapılan tespitler doğrultusunda hazırlanır. Süreç genel olarak şu şekilde işler: Vergi borçları kesinleşir Borç vadesinde ödenmez Tebliğde belirlenen parasal sınır aşılır Borcun yapılandırılmadığı tespit edilir Liste hazırlanır ve ilan edilir Liste; Mükellefin adı-soyadı veya unvanı Vergi türü Borç tutarı şeklinde sınırlı bilgiler içerir. Vergi Yüzsüzleri Ne Zaman Açıklanır? En çok merak edilen sorulardan biri de vergi yüzsüzleri ne zaman açıklanacak sorusudur. Uygulamada; Vergi yüzsüzleri listesi her yıl genellikle Ekim – Kasım aylarında açıklanmaktadır Açıklama, Gelir İdaresi Başkanlığı internet sitesi üzerinden yapılır Ayrıca vergi dairelerinde ilan edilmesi de mümkündür Bu nedenle vergi yüzsüzleri listesi 2025 için de benzer bir takvim beklenmektedir. Vergi Yüzsüzleri Listesi 2025’te Kimler Yer Alabilir? 2025 yılında açıklanacak listede yer alabilecek mükellefler için temel kriterler şunlardır: Yüksek tutarda kesinleşmiş vergi borcu bulunması Borcun vadesinde ödenmemesi Borcun yapılandırılmamış veya tecil edilmemiş olması Borç tutarının Bakanlıkça belirlenen sınırı aşması Önemle belirtmek gerekir ki; Devam eden dava, uzlaşma veya yapılandırma sürecindeki borçlar listeye dahil edilmez. Vergi Yüzsüzleri Listesine Girmenin Sonuçları Vergi yüzsüzleri listesinde yer almak; Ticari itibar kaybı Bankalar ve finans kuruluşları nezdinde risk algısı Kamuoyu baskısı gibi dolaylı ama ciddi sonuçlar doğurur. Bu nedenle borcun açıklama tarihinden önce ödenmesi veya yapılandırılması büyük önem taşır. 2025 Vergi Yüzsüzleri Listesi Neden Önemli? Vergi yüzsüzleri uygulaması , cezalandırmadan çok vergi uyumunu artırmaya yönelik bir kamu politikasıdır . 2025 yılı için liste açıklanmadan önce mükelleflerin; Vergi borçlarını kontrol etmesi Kesinleşmiş borçlar için yapılandırma seçeneklerini değerlendirmesi Vergi dairesi kayıtlarını güncel tutması olası riskleri azaltacaktır.


  • 296. Kredi Notu Nedir, Nasıl Öğrenilir ve Nasıl Yükseltilir?

    Finansal hayatta yapılan her işlem, farkında olunsun ya da olunmasın, belirli bir iz bırakır. Kredi kartı harcamalarından kredi ödemelerine, borçlanma sıklığından ödeme düzenine kadar birçok veri, zaman içinde tek bir göstergede toplanır: kredi notu . Bu puan, bireylerin finansal güvenilirliğini ölçen ve bankalar başta olmak üzere pek çok kurum tarafından referans alınan temel bir göstergedir. Kredi notu yalnızca kredi başvurularında değil; limit artırımı taleplerinde, finansman maliyetlerinde ve hatta bazı sözleşme süreçlerinde dolaylı olarak belirleyici olabilir. Bu nedenle kredi notunu bilmek ve yönetmek, sağlıklı bir finansal planlamanın önemli bir parçasıdır. Peki kredi notu tam olarak neyi ifade eder, nasıl sorgulanır ve hangi adımlarla iyileştirilebilir? Kredi Notu Nedir ve Neden Bu Kadar Önemlidir? Kredi notu; bireylerin bankalar ve finans kuruluşlarıyla olan geçmiş ilişkilerine dayanarak oluşturulan sayısal bir değerlendirmedir. Türkiye’de bu değerlendirme sistemi, Kredi Kayıt Bürosu (KKB) tarafından geliştirilen Findeks altyapısı üzerinden yürütülür. Genellikle 0 ile 1900 arasında değişen bu puan, şu sorulara yanıt verir: Kişi borçlarını zamanında ödüyor mu? Mevcut borç yükü gelirine kıyasla makul mü? Sık ve plansız kredi başvuruları yapıyor mu? Bu sorulara verilen yanıtlar, kredi notunun seviyesini belirler. Yüksek kredi notu; bankalar nezdinde düşük risk anlamına gelirken, düşük kredi notu daha temkinli değerlendirmelere yol açar. Kredi Notu Nasıl Öğrenilir? Kredi notunu öğrenmek, günümüzde oldukça kolay ve büyük ölçüde dijital kanallar üzerinden yapılabilmektedir. Findeks Üzerinden Kredi Notu Sorgulama Kredi notu öğrenmenin en yaygın yolu Findeks platformudur. Sisteme giriş yapılarak, bireyin güncel kredi notu ve finansal risk profili görüntülenebilir. Sunulan raporlar ücretlidir ancak detaylı ve güncel bilgiler içerir. Bankalar Aracılığıyla Kredi Notu Öğrenme Bazı bankalar, kendi dijital kanalları üzerinden müşterilerine kredi notu görüntüleme imkânı sunar. İnternet bankacılığı veya mobil uygulamalar aracılığıyla, Findeks entegrasyonu üzerinden bu bilgiye erişilebilir. Bu tür sorgulamalar, genellikle bilgilendirme amaçlı olup kredi başvurusu anlamına gelmez. Kredi Notunu Belirleyen Temel Unsurlar Nelerdir? Kredi notu tek bir işlemle değil, birçok finansal davranışın birleşimiyle oluşur. Ağırlıklı olarak dikkate alınan başlıca faktörler şunlardır: Ödeme Düzeni Kredi kartı ve kredi taksitlerinin zamanında ödenmesi, kredi notunun en güçlü belirleyicisidir. Gecikmeler ve aksaklıklar notu hızla düşürebilir. Borç ve Limit Kullanım Oranı Kredi kartı limitlerinin sürekli yüksek oranda kullanılması, risk algısını artırır. Mevcut borçların gelirle dengeli olması olumlu bir göstergedir. Kredi Başvuru Sıklığı Kısa sürede çok sayıda kredi başvurusu yapılması, finansal baskı altında olunduğu izlenimi yaratabilir ve kredi notunu olumsuz etkileyebilir. Finansal Geçmişin Süresi Uzun süredir aktif ve düzenli kullanılan kredi ürünleri, kredi notu açısından güven verici kabul edilir. Kredi Notu Nasıl Yükseltilir? Kredi notu düşük ya da orta seviyede olan bireyler için bu durumu iyileştirmek mümkündür. Ancak bu süreç zaman ve disiplin gerektirir. Ödemeleri aksatmadan yapmak Borç miktarını kademeli olarak azaltmak Yeni kredi başvurularını sınırlamak Düşük limitli kredi kartlarını kontrollü kullanmak Otomatik ödeme talimatları ile düzen sağlamak Bu adımlar, kısa vadede mucize yaratmasa da uzun vadede kredi notunun istikrarlı biçimde yükselmesine katkı sağlar. Kredi Notu Düşük Olanlar Nasıl Bir Yol İzlemeli? Kredi notunun düşük olması, finansal hayatın tamamen kilitlendiği anlamına gelmez. Önemli olan mevcut tabloyu doğru okumak ve süreci bilinçli yönetmektir. Öncelikle detaylı risk raporu alınmalı, Gecikmiş borçlar öncelikli olarak kapatılmalı , Not toparlanana kadar yeni başvurulardan kaçınılmalı , Bankalarla iletişim kurularak yapılandırma ve danışmanlık seçenekleri değerlendirilmelidir. Düşük kredi notu, doğru adımlar atıldığında kalıcı bir sorun olmaktan çıkar. Sıkça Sorulan Sorular Kredi notu kaç puan olmalı? Genellikle 1500 ve üzeri puanlar iyi seviyede kabul edilir. Bu aralık, kredi ve finansman işlemlerinde avantaj sağlar. Kredi notu ne kadar sürede yükselir? Düzenli ödeme alışkanlığı sağlandığında birkaç ay içinde olumlu sinyaller görülse de kalıcı yükseliş genellikle 6–12 ay arasında gerçekleşir. Kredi kartı kullanmak kredi notunu artırır mı? Evet, ancak kontrollü ve zamanında ödeme şartıyla. Aksi hâlde olumsuz etki yaratabilir. Kredi notu sıfırlanır mı? Hayır. Ancak uzun süre finansal işlem yapılmazsa not pasifleşebilir ve yeniden işlem yapıldığında tekrar oluşur.


  • 297. Vergiye Uyumlu Mükelleflere %5 Vergi İndirimi Broşürü Yayınlandı

    Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesine göre, belirlenen şartları taşıyan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’ini, ödenmesi gereken vergiden indirme imkânı hakkında hazırlanan “Vergiye Uyumlu Mükelleflere %5 Vergi İndirimi Broşürü” güncellenerek kullanıma sunulmuştur. Söz konusu Broşürde; %5 vergi indiriminden kimlerin yararlanabileceği, %5 vergi indiriminden yararlanma şartları, Vergi indiriminde üst limit, Vergi indirimi uygulamasına ilişkin örnekler, gibi konulara yer verilmiştir. Broşüre ulaşmak için; Link


  • 298. 2024 Takvim Yılı Gelir Vergisi Beyanname Verme Dönemi İçin Son Gün Bugün

    2024 takvim yılına ait yıllık gelir vergisi beyannameleri 1 Mart – 7 Nisan 2025 tarihleri arasında verilecektir. Ticari, zirai ve mesleki faaliyetinden dolayı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri yıllık gelir vergisi beyannamelerini elektronik ortamda göndereceklerdir. Geliri sadece ücret, kira, menkul sermaye iradı veya diğer kazanç ve iratların biri veya birkaçından oluşan mükellefler yıllık gelir vergisi beyannamelerini önceden hazırlanmış olan Dijital Vergi Dairesi (Hazır Beyan Sistemi) üzerinden vergi dairesine gitmeden kolay ve güvenli bir şekilde verebilirler. Mükelleflerimiz sisteme, internet sayfası ( gib.gov.tr ) üzerinden 7 gün 24 saat ulaşabilir. 2024 yılında elde edilen gelirlere ilişkin olarak verilecek yıllık gelir vergisi beyannameleri üzerinden tahakkuk eden gelir vergisinin; Birinci taksitinin, damga vergisi ile birlikte 7 Nisan 2025, İkinci taksitinin ise 31 Temmuz 2025, tarihine kadar ödenmesi gerekmektedir Açıklamalara ve ayrıntılı bilgilere, Başkanlığımız; İnternet sayfasından, Vergi İletişim Merkezinin (VİMER) 189 numaralı telefon hattından, Dijital Vergi Asistanından (GİBİ), Doğrulanmış sosyal medya hesaplarından, Mükellef e-Posta İletişim Sisteminden (MEİS), ulaşabilirsiniz. Mükelleflerimizin, yıllık gelir vergisi beyannamesini verirken yararlanmaları amacıyla gelir unsurları itibarıyla aşağıda yer alan Rehberler, Broşürler ve İnfografikler hazırlanarak kullanıma sunulmuştur. Rehberler; link


  • 299. Bazı Kanunlar İle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

    BAZI KANUNLAR İLE 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No . 7547 Kabul Tarihi: 8/5/202 MADDE 1- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 61/A maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Bakan müşaviri MADDE 61/A- Bakanlıklarda, özel önem ve öncelik taşıyan konularda bakana danışmanlık yapmak üzere bakan müşaviri atanabilir. Bakan müşavirleri doğrudan bakana bağlı olarak çalışır. Bakan müşavirleri, bakanın görev süresiyle sınırlı olarak görev yapar. Bakanın görevi sona erdiğinde, bakan müşavirlerinin görevi de sona erer. Bakan müşavirleri gerektiğinde bakanın görev süresi dolmadan da görevden alınabilir. Bakan müşaviri kadrolarına bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve dereceye yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın atama yapılabilir. Ancak bu şekilde atanmış olmak, kamu kurum ve kuruluşlarındaki diğer herhangi bir kadro, pozisyon ve göreve atanma veya kamuda herhangi bir statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil etmez. Bakan müşaviri kadrolarına açıktan atananlardan görevi sona erenlerin veya görevden alınanların memuriyetle ilişikleri kesilir. Kamu görevlisi iken bakan müşavirliğine atananlar, görevleri sona erdiğinde veya görevden alındıklarında, yönetici kadro, pozisyon ve görevleri hariç olmak üzere önceki kadro veya pozisyonlarına en geç bir ay içinde atanırlar. Bu şekilde atanacaklar için uygun boş kadro veya pozisyon bulunmaması hâlinde, söz konusu kadro veya pozisyonlar başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş ve kurumların kadro veya pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır. Atama işlemi tamamlanıncaya kadar bunların her türlü mali ve sosyal hak ve yardımları kurumları tarafından ödenmeye devam olunur. Bakan müşaviri kadrolarında görev yapanlara mevzuatında bakanlık müşaviri kadrosuna bağlı mali ve sosyal hak ve yardımlar aynı usul ve esaslar dahilinde ödenir. Bakanlık müşavirlerine yapılan ödemelerden vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanlar, bu maddeye göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. Bunlar emeklilik hakları bakımından da bakanlık müşavirine denk kabul edilir.” MADDE 2- 657 sayılı Kanunun ek 41 inci maddesinin birinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları aşağıdaki şekilde, yedinci fıkrasında yer alan “kurumların” ibaresi “kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun” şeklinde değiştirilmiş ve altıncı fıkrasında yer alan “Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınarak” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. “Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilatlanmalarına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülmesi kaydıyla kurumun görev alanına giren konularda çalıştırılmak üzere merkez teşkilatlarında, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığında, Yükseköğretim Kalite Kurulunda, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarının merkez karargâhlarında uzman ve uzman yardımcısı istihdam edilebilir.” “Bu madde kapsamında istihdam edilen uzman ve uzman yardımcıları bakanlıkların merkez teşkilatı kadrolarında bulunan uzman ve uzman yardımcıları için mevzuatında öngörülmüş olan mali ve sosyal hak ve yardımlar ile 36 ncı maddenin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendi hükmünden aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlanırlar. Bu madde kapsamında istihdam edilen uzman ve uzman yardımcılarına teşkilatlanmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülmesi kaydıyla diğer görevlerinin yanı sıra yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde araştırma, analiz, teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma yaptırılabilir. Denetime tabi gerçek ve tüzel kişiler, denetim için gereken gizli dahi olsa bütün belge, defter ve bilgileri talep edildiği takdirde ibraz etmek, para ve para hükmündeki evrakı ve ayniyatı ilk talep halinde denetimle görevli uzman ve uzman yardımcılarına göstermek, sayılmasına ve incelemesine yardımcı olmak zorundadır. Araştırma, analiz, teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma ile görevli uzman ve uzman yardımcıları, görevleri sırasında tüm resmi daire, kurum, kuruluş ve kamuya yararlı derneklerle, gerçek ve tüzel kişilerden gerekli yardım, bilgi, evrak, kayıt ve belgeleri istemeye yetkili olup, kanuni bir engel olmadıkça bu isteğin yerine getirilmesi zorunludur. Uzman ve uzman yardımcılarına teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma işlerine ilişkin görevlendirmelerinde, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 33 üncü maddesinin (b) fıkrası hükmü uygulanır. Bunların görevlendirme ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar kurumlarınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.” MADDE 3- 657 sayılı Kanunun ek 44 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Taşra teşkilatında uzman istihdamı EK MADDE 44- Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülmesi kaydıyla taşra teşkilatlarında uzman ve uzman yardımcısı istihdam edilebilir. Uzman ve uzman yardımcısı istihdamında, ek 41 inci maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile yabancı dil ve tez hazırlama şartı hariç olmak üzere beşinci fıkrasında yer alan hükümler kıyasen uygulanır. Uzman ve uzman yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma ve yeterlik sınavları, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kurumlarınca çıkarılan yönetmelikte düzenlenir. Bu madde kapsamında istihdam edilen uzman ve uzman yardımcılarına teşkilatlanmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülmesi kaydıyla diğer görevlerinin yanı sıra yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma yaptırılabilir. Ancak bu şekilde teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma yapmakla görevlendirilenler yer değiştirme suretiyle atamaya tabi tutulurlar. Uzman ve uzman yardımcılarına teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma işlerine ilişkin görevlendirmelerinde, 6245 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (b) fıkrası hükmü uygulanır. Bunların görevlendirme, çalışma ve yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esaslar kurumlarınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Bu madde kapsamında ilk defa ihdas edilecek uzman ve uzman yardımcısı kadrolarında bulunanlar, defterdarlık uzman ve uzman yardımcıları için mevzuatında kadrolarına bağlı olarak öngörülmüş olan mali ve sosyal hak ve yardımlar ile 36 ncı maddenin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendi hükmünden aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlanırlar.” MADDE 4- 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun geçici 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “GEÇİCİ MADDE 29- Bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri dâhil olmak üzere; kapatılan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hâkim sınıfından Başkan, Başsavcı, Daire Başkanı ve üyelerinden emekliye ayrılmış olanlar ile geçici 27 nci maddenin yedinci fıkrası kapsamına girenler ve bunların emeklilerinin 64 üncü maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki sağlık giderleri anılan fıkra hükümleri çerçevesinde Danıştay bütçesinden karşılanır.” MADDE 5- 17/8/1983 tarihli ve 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun; a) Adı “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Teşkilatına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmiştir. b) 4 üncü maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “İdari İşler Başkanlığı” ibareleri “Genel Sekreterliği”, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “İdari İşler Başkanının” ibareleri “Genel Sekreterinin”, onbirinci fıkrasında yer alan “İdari İşler Başkanı” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri”, onbirinci ve ondördüncü fıkralarında yer alan “İdari İşler Başkanlığında” ibareleri “Genel Sekreterliğinde”, onüçüncü fıkrasında yer alan “İdari İşler Başkanlığınca” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğince” şeklinde ve onbeşinci ve onaltıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Cumhurbaşkanınca atananlar hakkında 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uygulanmaz, bunlardan emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta olanların aylıkları kesilmez, yazılı talepte bulunanların ise aylıkları kesilir ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilişkilendirilirler. Cumhurbaşkanlığı hizmetlerinin özelliği ve güvenlik şartına uygun şekilde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla; 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu, 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanunu, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu Cumhurbaşkanlığı Merkez Teşkilatı ile Devlet Denetleme Kurulu hakkında uygulanmaz. Söz konusu kanunlarda düzenlenen hususlar ile mali iş ve işlemlere ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığınca belirlenir.” c) Geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İdari İşler Başkanlığındaki” ibareleri “Genel Sekreterliğindeki” şeklinde ve birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “İdari İşler Başkanlığında” ibareleri “Genel Sekreterliğinde” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 6- 7/11/1985 tarihli ve 3238 sayılı Savunma Sanayii ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun geçici 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Savunma Sanayii Başkanı ve Başkan Yardımcısına, sırasıyla Savunma Sanayii Müsteşarı ve Müsteşar Yardımcısı için ilgili mevzuat hükümlerinde kadrosuna bağlı olarak öngörülmüş mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamındaki ödemeler aynı usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Bu ödemelerden vergi ve diğer kesintilere tabi olmayanlar bu maddeye göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. Bunlar, emeklilik hakları bakımından da sırasıyla Savunma Sanayii Müsteşarı ve Müsteşar Yardımcısına denk kabul edilir.” MADDE 7- 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununun ek 14 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Özel gelir ve hesap EK MADDE 14- (1) Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülen hizmetler kapsamında; a) Bakanlığa veya gençlik ve spor il müdürlüklerine ait veya tahsis edilmiş sayılan her türlü taşınmazın satışı, kiraya verilmesi, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi, anılan taşınmazlar bünyesinde yer alan salon, büfe, kantin, yemekhane, otopark ve benzeri ticari ünitelerin kiraya verilmesi, işletilmesi veya işlettirilmesinden doğan gelirler ile müsabaka, sponsorluk ve reklam gelirleri, b) 16/8/1961 tarihli ve 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanunu ve bağlı mevzuatı çerçevesinde elde edilen gelirler, c) Kredi geri ödemeleri, masraf payı ve faizleri, ç) 3/3/2004 tarihli ve 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanun gereğince diğer kurum ve kuruluşlar tarafından aktarılan burs ödemeleri, d) Bu Kanun ve bağlı mevzuatı çerçevesinde elde edilen gelirler, e) 22/4/2022 tarihli ve 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu ve bağlı mevzuatı çerçevesinde elde edilen gelirler, f) 29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve bağlı mevzuatı çerçevesinde elde edilen gelirler, g) 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 7 nci maddesinden elde edilen gelirler, ilgili yıl genel bütçesinin (B) işaretli cetvelinde özel gelir olarak kaydedilir. İlgili yıl genel bütçesinin (B) işaretli cetvelinde özel gelir olarak tahmin edilen gençlik, spor ve yurt hizmetleri gelirleri karşılığı tutar, Bakanlık bütçesinde özel ödenek olarak öngörülür. Ödenek tutarını aşan gelir gerçekleşmeleri karşılığında ödenek eklemeye Bakan yetkilidir. Bakanlık bütçesinin mevcut veya yeni açılacak tertiplerine özel gelir ve ödenek kaydedilen tutarlardan yılı içinde harcanmayan kısımlar ertesi yıl bütçesine devren özel gelir ve özel ödenek kaydedilir. (2) Bu madde kapsamında, gençlik ve spor il müdürlükleri tarafından tahsil edilen gelirler dâhil olmak üzere tüm Bakanlık gelirleri, Strateji Geliştirme Başkanlığı adına açılacak hesapta toplanır. Toplanan bu gelirler, özel gelir karşılığı özel ödenek kaydına esas olmak üzere Bakanlığın merkez muhasebe birimi adına açılacak özel hesaba aktarılır. Bakanlık; özel hesabı gelirlerinin elde edilmesi, tahsili, takibi, bu hesaba Bakanlık bütçesinden aktarılan tutarlar dâhil harcamaların giderleştirilmesi, muhasebeleştirilmesi, denetimi ve özel hesabın işleyişine ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. (3) Bu kapsamda kaydedilen ödenekler; Bakanlığın gençlik, spor ve yurt hizmetlerinde kullanılacak taşınmazların yapım, kiralama, trampa, satın alma, devir, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi, danışmanlık, mal ve hizmet alımı, personel, bakım ve onarım, tefriş, ısınma, su, aydınlatma gibi işletme giderleri ile öğrenim kredisi, burs, barınma, beslenme ve destekleme ödemelerinin karşılanmasında kullanılır. Bu madde kapsamındaki ödenekler ile özel hesaptan yapılacak kullanımlar yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmez. (4) Özel hesaba ilişkin muhasebeleştirme işlemlerinde, mali raporlamaya ilişkin hükümler hariç olmak üzere, genel yönetim muhasebe iş ve işlemlerine ilişkin olarak yürürlükteki mevzuat hükümleri uygulanır. Çerçeve hesap planına aykırı olmamak üzere, yeni hesaplar ihdas etmeye ve kullanılacak hesapların yardımcı hesaplarını belirlemeye Bakanlık yetkilidir. Kamu idarelerinin tabi olduğu mevzuatta belirlenmiş yevmiye defteri, büyük defter ve yardımcı hesap defteri tutulması zorunlu defterlerdir.” MADDE 8- 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun; a) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “İdari İşler Başkanı” ibareleri “Genel Sekreteri” şeklinde, b) 12 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “İdari İşler Başkanı” ibareleri “Genel Sekreteri” şeklinde, c) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri” şeklinde ve “Bakan yardımcıları” ibaresi “Bakan yardımcıları” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 9- 4483 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlamış işlemler, 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen 3 üncü, 12 nci ve 13 üncü maddelerin söz konusu değişikliklerden önceki usul ve esaslarına göre sonuçlandırılır.” MADDE 10- 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde ve (c) bendinde yer alan “Bakanlar, bakan yardımcıları, bu Kanun kapsamında bulunan kurum ve kuruluşların başkanları, genel müdürleri ve bunların yardımcıları, yönetim kurulu üyeleri, merkez teşkilâtlarının denetim birimleri yöneticileri ve kurul başkanları, hukuk müşavirleri, bölge, il ve ilçe teşkilâtlarının en üst amirleri ile bunlara eşit veya daha üst düzeyde olan kamu görevlileri,” ibaresi “Bakanlar, bakan yardımcıları, bu Kanun kapsamında bulunan kurum ve kuruluşların başkanları, genel müdürleri ve bunların yardımcıları, yönetim kurulu üyeleri, merkez teşkilâtlarının denetim birimleri yöneticileri ve kurul başkanları, hukuk müşavirleri, bölge, il ve ilçe teşkilâtlarının en üst amirleri ile bunlara eşit veya daha üst düzeyde olan kamu görevlileri,” şeklinde değiştirilmiştir. “a) Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında, bağlı kurullarında ve Diyanet İşleri Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı ile İletişim Başkanlığı hariç olmak üzere bağlı kuruluşlarında, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde çalışan kamu görevlileri,” MADDE 11- 4688 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Kamu İşveren Heyeti, Cumhurbaşkanının görevlendireceği Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanın başkanlığında, Cumhurbaşkanınca belirlenen bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinden oluşur.” MADDE 12- 4688 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d) ve (e) bentleri ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde, dokuzuncu fıkrasında yer alan “Devlet Personel Başkanlığınca” ibaresi “Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanlık tarafından” ve “Devlet Personel Başkanlığı” ibaresi “sekretarya hizmetlerini yürüten kurum” şeklinde değiştirilmiştir. “a) Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay Başkan, Başkanvekili, Başkan Yardımcısı veya Daire Başkanları arasından Cumhurbaşkanınca Başkan olarak seçilecek bir üye, b) Cumhurbaşkanınca belirlenen bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarından dört üye,” “d) Üniversitelerin kamu yönetimi, iş hukuku, kamu maliyesi, çalışma ekonomisi, iktisat ve işletme bilim dallarından en az Doçent unvanını taşıyanlar arasından Cumhurbaşkanınca seçilecek bir üye, e) Bağlı sendikaların üye sayısı itibarıyla en fazla üyeye sahip konfederasyon tarafından üç, bağlı sendikaların üye sayısı açısından ikinci ve üçüncü sırada bulunan konfederasyonlar tarafından ikişer olmak üzere (d) bendinde belirtilen bilim dallarından en az Doçent unvanını taşımak kaydıyla, önerilecek toplam yedi öğretim üyesi arasından Cumhurbaşkanınca seçilecek bir üye,” “Birinci fıkranın (b) bendi gereğince belirlenen üyeler, konfederasyonlarca belirlenen üyeler ile öğretim üyeleri, toplu sözleşme görüşmelerinin başlamasından iki hafta önce Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun sekretaryasına bildirilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun Başkan ve diğer üyeleri, toplu sözleşme görüşmeleri başlamadan önce belirlenir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Başkanı ve her bir üyesi için aynı usul ve esaslar çerçevesinde birer yedek üye görevlendirilir.” MADDE 13- 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 42/A maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Asılsız çağrı ve asılsız ihbar MADDE 42/A- (1) 112 Acil Çağrı Merkezini meşgul etmek amacıyla arayarak görevlilerle konuşan veya ısrarla çağrı bırakan kişiye, il valileri tarafından binbeşyüz Türk Lirası idari para cezası verilir. (2) 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbarın asılsız olduğunun olay yerine giden ekiplerce tutanakla tespit edilmesi halinde kişiye, il valileri tarafından onbeşbin Türk Lirası idari para cezası verilir. (3) Bu maddede yazılı fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde idari para cezası iki katı olarak uygulanır.” MADDE 14- 7/7/2010 tarihli ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığı Personeline İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 8 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Ders ücreti MADDE 8- (1) Diplomasi Akademisi Başkanlığında ücret karşılığı ders vermek üzere görevlendirilen Bakanlık personeli ve diğer kişilere, haftada yirmi, bir takvim yılında üç yüz altmış saati aşmamak ve 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 11 inci maddesinde öngörülen azami ek ders ücretlerini geçmemek üzere, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Dışişleri Bakanlığı tarafından belirlenen miktar, esas ve usuller çerçevesinde ders ücreti ödenir.” MADDE 15- 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanununun; a) 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde yer alan “ve Adalet Bakanlığı ilgili bakan yardımcısı” ibaresi “ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı” şeklinde değiştirilmiştir. b) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Adalet Bakanlığı ilgili bakan yardımcısı” ibaresi “Adalet Bakanlığı Müsteşarı” şeklinde değiştirilmiştir. c) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Adalet Bakanlığı ilgili bakan yardımcısı,” ibaresi “Adalet Bakanlığı Müsteşarı,” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 16- 6087 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 17- 6087 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Kanunda Adalet Bakanlığı Müsteşarına verilen görevler anılan kadro ihdas edilip atama yapılıncaya kadar Adalet Bakanının belirlediği bakan yardımcısı tarafından yerine getirilir.” MADDE 18- 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 27 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(2) Genel Sekretere bakanlık genel müdürlerine uygulanan mali ve sosyal hak ve yardımlara ilişkin hükümler uygulanır. (3) Kamu denetçiliği uzmanlarına aynı derecede bulunan adalet uzmanları, kamu denetçiliği uzman yardımcılarına adalet uzman yardımcıları ve Kurumun diğer personeline ise Adalet Bakanlığında aynı unvanlı ve aynı dereceli kadrolarda çalışanlara uygulanan mali ve sosyal hak ve yardımlara ilişkin hükümler uygulanır. Adalet Bakanlığında emsali personele ödenenlerden vergi ve diğer kesintilere tabi olmayanlar bu maddeye göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz.” MADDE 19- 6328 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Başdenetçi ve denetçilerin sigorta primine esas kazanç tutarları, Başdenetçi için en yüksek Devlet memuru, denetçiler için bakanlık genel müdürleri esas alınarak belirlenir. Bu görevleri sırasında 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girenlerin bu görevde geçen süreleri makam tazminatı ile temsil tazminatı ödenmesi gereken süre olarak değerlendirilir ve emeklilik yönünden Başdenetçi en yüksek Devlet memuru, denetçiler bakanlık genel müdürleri için belirlenmiş olan ek gösterge, makam tazminatı ile temsil tazminatından aynı usul ve esaslara göre yararlandırılır.” MADDE 20- 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 121/A maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Geçici barınma merkezleri ödeneği MADDE 121/A- (1) Bu Kanun kapsamındaki geçici barınma merkezlerinin işletilmesi ve yönetilmesi amacıyla, Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinde geçici barınma merkezleri ödeneği tefrik edilir. Göç İdaresi Başkanlığı bütçesinde gider kaydedilmek suretiyle özel hesaba aktarılarak kullanılacak bu kaynaktan, Göç İdaresi Başkanlığınca uygun görülen hallerde, kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelerin hesaplarına da aktarma yapılabilir. Kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idareler de yukarıda belirtilen amaçlarda kullanılmak üzere Göç İdaresi Başkanlığı hesabına aktarma yapabilir. Bu şekilde aktarılan tutarlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelerin bütçelerine gelir kaydedilmeksizin özel hesaplarda izlenir. Geçici barınma merkezlerinin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla sınırlı olmak üzere bu hesaptan yapılacak harcamalar 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi değildir; aktarılan bu tutarların harcanması, muhasebeleştirilmesi, denetlenmesi ve alımlara ilişkin usul ve esaslar, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü alınarak Göç İdaresi Başkanlığınca belirlenir. (2) Göç İdaresi Başkanlığı bu madde kapsamında belirlenen görevlerini yerine getirirken hizmet satın alabilir.” MADDE 21- 6/4/2016 tarihli ve 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. “(2) Kurul; biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere Cumhurbaşkanı tarafından seçilen on bir üyeden oluşur. (3) İkinci fıkraya göre Cumhurbaşkanınca seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan iki ay önce durum, Kurum tarafından uygun iletişim araçlarıyla kamuoyuna duyurulur. Başvurular Cumhurbaşkanlığına yapılır. İkinci fıkrada belirtilen usule göre yeni seçilen üyeler, yerlerine seçildikleri üyenin görev süresinin bitiminden itibaren göreve başlar.” “(8) Başkan, İkinci Başkan ve üyelerin süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemez. Ancak üyenin; a) Seçilmesi için gerekli şartları taşımaması ya da sonradan kaybetmesi, b) Kurul kararlarını süresi içinde imzalamaması, c) Kurul tarafından kabul edilebilir mazereti olmaksızın bir takvim yılı içinde toplam beş Kurul toplantısına katılmaması, ç) Ağır hastalık veya engellilik nedeniyle iş göremeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi, d) Görevi ile ilgili olarak işlediği suçlardan dolayı hakkında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi, e) Geçici iş göremezlik hâlinin üç aydan fazla sürmesi, f) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinde belirtilen suçlardan mahkûm edilip de cezasının infazına fiilen başlanması, hâllerinin Kurul tarafından tespit edilmesi üzerine Cumhurbaşkanı veya görevlendireceği bakanın onayıyla üyeliğine son verilir.” MADDE 22- 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin; a) Ek 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İdari İşler Başkanlığı” ibaresi “Genel Sekreterliği” şeklinde değiştirilmiştir. b) Ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “İdari İşler Başkanlığı” ibaresi “Genel Sekreterliği” şeklinde değiştirilmiştir. c) Ek 38 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “İdari İşler Başkanına” ibaresi “Genel Sekreterine” şeklinde değiştirilmiştir. ç) Geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İdari İşler Başkanlığı” ibaresi “Genel Sekreterliği” şeklinde değiştirilmiştir. d) Eki (II) sayılı Cetvelin (1) numaralı sırasında yer alan “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri” ile aynı Cetvelin (3) numaralı sırasında yer alan “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı” ibareleri Cetvelden çıkarılmıştır. e) Eki (IV) sayılı Cetvelin başlığında yer alan “İdari İşler Başkanlığı” ibaresi “Genel Sekreterliği” şeklinde, aynı Cetvelin “I- GENEL İDARE HİZMETLERİ SINIFI” bölümünün (a) sırasında yer alan “Genel Sekreter” ibaresi “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreteri” şeklinde, (ç) sırasında yer alan “Genel Sekreter Yardımcısı” ibaresi “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı” şeklinde değiştirilmiştir. f) Eki (V) sayılı Cetvelin (1) numaralı sırasında yer alan “Genel Sekreter” ibaresi “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Genel Sekreteri” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 23- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 24 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Müfettiş, denetmen, denetçi, kontrolör, aktüer istihdamı EK MADDE 24- Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülmesi kaydıyla bakanlık, kurum ya da birim düzeyinde müfettiş, denetmen, denetçi, kontrolör, aktüer ile müfettiş yardımcısı, denetmen yardımcısı, denetçi yardımcısı, aktüer yardımcısı ve stajyer kontrolör istihdam edilebilir. Bu madde kapsamında merkez teşkilatına ait kadro veya pozisyonlarda istihdam edilecekler hakkında, 657 sayılı Kanunun ek 41 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile yabancı dil şartı hariç olmak üzere beşinci fıkrasında yer alan hükümler kıyasen uygulanır. Bu madde kapsamında taşra teşkilatına ait kadro veya pozisyonlarda istihdam edilecekler hakkında, 657 sayılı Kanunun ek 41 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile yabancı dil ve tez şartı hariç olmak ve yeterlik sınavı yazılı ve sözlü aşamalardan oluşmak üzere beşinci fıkrasında yer alan hükümler kıyasen uygulanır. Milli Eğitim Bakanlığının bu madde kapsamındaki yardımcılık kadrolarına, ayrıca yapılacak yarışma sınavında başarılı olmak kaydıyla, öğretmen olarak en az sekiz yıl hizmeti bulunanlar arasından da atama yapılabilir. Bu madde kapsamında istihdam edilen yardımcı veya stajyerlerden verilen ilave süre içerisinde tezlerini sunmayan veya ikinci defa hazırladıkları tezleri de kabul edilmeyenler, ikinci sınavda da başarı gösteremeyen veya sınav hakkını kullanmayanlar, yardımcı veya stajyer unvanını kaybederler ve kurumlarında durumlarına uygun kadro veya pozisyonlara atanırlar. Bu madde kapsamında istihdam edileceklerin mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma ve yeterlik sınavları, çalışma usul ve esasları, hizmetin gerektirmesi halinde birim veya görev yeri itibarıyla yer değiştirme esasları ile diğer hususlar kurumlarınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Denetime tabi gerçek ve tüzel kişiler, denetim için gereken gizli dahi olsa bütün belge, defter ve bilgileri talep edildiği takdirde ibraz etmek, para ve para hükmündeki evrakı ve ayniyatı ilk talep halinde göstermek, sayılmasına ve incelemesine yardımcı olmak zorundadır. Müfettiş, denetmen, denetçi, kontrolör ve aktüerler ile bunların yardımcı ve stajyerleri, görevleri sırasında tüm resmi daire, kurum, kuruluş ve kamuya yararlı derneklerle, gerçek ve tüzel kişilerden gerekli yardım, bilgi, evrak, kayıt ve belgeleri istemeye yetkili olup, kanuni bir engel olmadıkça bu isteğin yerine getirilmesi zorunludur.” MADDE 24- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 25 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Kurumlar arası geçici görevlendirme EK MADDE 25- Hâkim ve savcılar ile bu meslekten sayılanlar hariç olmak üzere, statülerine bakılmaksızın bir kadro veya pozisyona dayalı olarak kamu kurum veya kuruluşlarında istihdam edilenler, kurumlarının muvafakatiyle bir yılı geçmemek üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçici görevlendirilebilir. Bu süre birer yıl olarak uzatılabilir. Kamu kurum veya kuruluşlarının emrine geçici görevlendirilenler mali ve sosyal hak ve yardımlarını kurumlarından alırlar. Bunlar bu şekilde görevlendirildikleri süre boyunca kurumlarından aylıklı izinli sayılırlar. Kurum veya kuruluşların kadro veya pozisyonlarına geçici görevlendirmenin yapılabilmesi için, görevlendirileceklerin ilgili mevzuat uyarınca kadro veya pozisyona asaleten atanmada aranan, asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil, tüm şartları bir arada taşımaları gerekir. Bu şekilde görevlendirilenler görevlendirildikleri kadro veya pozisyon için öngörülen mali ve sosyal hak ve yardımlardan emsali personel gibi faydalandırılır. Bunlar geçici görevlendirildikleri süre boyunca kurumlarından aylıksız izinli sayılırlar. Bunların Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilişkileri kendi kurumlarındaki statüleri dikkate alınarak devam ettirilir. Geçici görevlendirilenlerin özlük hakları devam eder ve bu süreler terfi ve emekliliklerinde hesaba katılır. Terfileri başkaca bir işleme gerek kalmaksızın süresinde yapılır. Bunların geçici görevlendirildikleri kurumda geçirdikleri süreler kendi kurumlarında geçirilmiş sayılır. Akademik unvanların kazanılması için gerekli şartlar saklıdır. Bu maddeye göre görevlendirilenler, görevlendirildikleri kurumların mevzuatına uymakla yükümlüdür. Toplamda altı ayı geçen görevlendirmelerde personelin muvafakatinin de alınması şarttır. Kanunlarda yer alan geçici görevlendirme hükümleri saklıdır. Bu madde kapsamında geçici görevlendirme yapamayacak kurum ve kuruluşlar ile görevlendirmeye ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.” MADDE 25- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 27 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Sözleşmeli personel istihdamı EK MADDE 27- 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi kapsamında personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarından teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülenlere ait hizmetler 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızın idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen personel eliyle yürütülür. Bunlara, mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesi uyarınca belirlenen emsali personele mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçmemek üzere Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makamca belirlenir. Bu madde kapsamında sözleşmeli olarak istihdam edilen personel, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Bu kapsamda istihdam edilecek personelde kurumsal hizmetlerin gerektirmesi halinde aranacak öğrenim ve yabancı dil bilgisi şartı ile diğer şartlar, bunların işe alınmaları, sınav ve istisnaları, sözleşme süre, usul ve esasları, görev, yetki ve yükümlülükleri, sözleşmelerinin feshi ile istihdamlarına dair diğer hususlar kurumlarınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” MADDE 26- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 28 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “İş mevzuatına tabi personel istihdamı EK MADDE 28- 657 sayılı Kanuna tabi personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarından teşkilatlanmalarına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülenlere ait hizmetler iş mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilen personel eliyle yürütülür. Bunlara, mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesi uyarınca belirlenen emsali personele mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçmemek üzere Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makamca belirlenir. Personele ilişkin tüm ihtilaflar iş mahkemelerinde görülür. Bu kapsamda istihdam edilecek personelde kurumsal hizmetlerin gerektirmesi halinde aranacak öğrenim ve yabancı dil bilgisi şartı ile diğer şartlar, bunların işe alınmaları, sınav ve istisnaları, sözleşme süre, usul ve esasları, görev, yetki ve yükümlülükleri ile istihdamlarına dair diğer hususlar kurumlarınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” MADDE 27- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 34 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde ve ikinci fıkrasında yer alan “İdari İşler Başkanı” ibaresi “Genel Sekreteri” şeklinde değiştirilmiştir. “En yüksek Devlet memuru olan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterine mülga mevzuat hükümlerinde Başbakanlık Müsteşarı; Cumhurbaşkanlığındaki daire başkanlarına bakanlık daire başkanları (ana ve yardımcı hizmet birimi) için kadrolarına bağlı olarak öngörülmüş mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamındaki ödemeler aynı usul ve esaslar çerçevesinde yapılır ve emeklilik hakları bakımından da aynı hükümler esas alınır. İlgili mevzuatta mali ve sosyal hak ve yardımlar ile emeklilik hakları bakımından Başbakanlık Müsteşarına ve en yüksek Devlet memuruna yapılan atıflar Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterine yapılmış sayılır.” “İlgili mevzuatında yer alan hükümler saklı kalmak üzere Strateji ve Bütçe Başkanı ile Siber Güvenlik Başkanına, bakanlık müsteşarı için kadrosuna bağlı olarak mevzuatta öngörülen mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamındaki ödemeler, aynı usul ve esaslar çerçevesinde yapılır ve emeklilik hakları bakımından da aynı hükümler esas alınır. Devlet Arşivleri Başkanı ve Milli Saraylar İdaresi Başkanına Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı; Strateji ve Bütçe Başkan Yardımcılarına bakanlık genel müdürü; İletişim Başkan Yardımcıları, Devlet Arşivleri Başkan Yardımcıları ve Milli Saraylar İdaresi Başkan Yardımcılarına Türkiye İstatistik Kurumu Başkan Yardımcısı için ilgili mevzuatta kadrolarına bağlı olarak öngörülen mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamındaki ödemeler aynı usul ve esaslar çerçevesinde yapılır ve emeklilik hakları bakımından da aynı hükümler esas alınır.” MADDE 28- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 35 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, altıncı, yedinci, sekizinci, onuncu ve onbirinci fıkraları aşağıdaki şekilde, dokuzuncu fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “mülga ek 18 inci ve ek 37 nci maddeler” ibaresi “mülga ek 18 inci, ek 37 nci ve geçici 33 üncü maddeler” şeklinde değiştirilmiş, beşinci cümlesinde yer alan “fiili çalışmaya bağlı ödemeler hariç” ibaresinden sonra gelmek üzere “bakanlık genel müdürüne yapılan ödemeleri geçmemek üzere” ibaresi eklenmiş ve ondokuzuncu cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır. “Üst kademe kamu yöneticisi kadro, pozisyon ve görevlerine atanabilmek için Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde belirtilen şartları taşımak gerekir. Üst kademe kamu yöneticisi kadro, pozisyon ve görevlerine atanacaklar için aranan hizmet süresinin hesabında, dört yıllık yükseköğrenim gördükten sonra kamu kurum ve kuruluşlarında, sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmak kaydıyla uluslararası kuruluşlar ile özel sektörde veya serbest olarak fiilen çalışılan sürelerin tamamı dikkate alınır. Üst kademe kamu yöneticisi kadro, pozisyon ve görevlerine, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde yer alan şartları taşımak kaydıyla 657 sayılı Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın atama yapılabilir. Ancak bu şekilde atanmış olmak, kamu kurum ve kuruluşlarındaki diğer herhangi bir kadro, pozisyon ve göreve atanma veya kamuda herhangi bir statüde çalışma açısından kazanılmış hak teşkil etmez. Dokuzuncu fıkranın ilgili hükmü saklı kalmak kaydıyla, bu fıkraya göre açıktan atananlardan görevi sona erenlerin veya görevden alınanların memuriyetle ilişikleri kesilir. Cumhurbaşkanınca süreli atanan üst kademe kamu yöneticileri, ilgili kanunlarda öngörülen görevden alma gerekçeleri yanında kurumsal hedeflere ulaşılamaması nedeniyle de süreleri tamamlanmadan görevlerinden alınabilirler.” “Üçüncü fıkra uyarınca atananlar, atandıkları kadro veya pozisyonlar için ilgili mevzuatında öngörülen mali ve sosyal hak ve yardımlardan, 657 sayılı Kanunun kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın, aynı usul ve esaslar dâhilinde yararlanırlar. Bu suretle üst dereceli kadrolara atananların bu kadrolarda geçirdikleri her yıl kademe ilerlemesi ve her üç yıl derece yükselmesi sayılmak suretiyle kazanılmış hak aylık derecelerinin yükselmesinde dikkate alınır. Ancak atandıkları kadro dereceleri, başka görevlere atanma hâlinde kazanılmış hak sayılmaz. Üst kademe kamu yöneticisi kadro, pozisyon ve görevlerine atananlar, atandıkları kadro, pozisyon ve görevlerde 657 sayılı Kanunun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli olarak da çalıştırılabilir. Sözleşme taban ve tavan ücretleri; kurum ve kuruluşlar, unvanlar, yapılan hizmetin güçlüğü, sorumluluğu ve riskleri, iş yoğunluğu, çalışma şartları, hizmet yerinin sosyo-ekonomik durumu ve coğrafi özellikleri ile hizmete ve hizmet yerine ilişkin olarak, aynı kadro, pozisyon ve görevlerde bulunmakta olan emsallerine; emsalinin bulunmaması durumunda da benzer kadro, pozisyon ve görevlerde bulunanlara göre farklılıkları ayrı ayrı veya birlikte dikkate alınarak Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Sözleşme ücreti, taban ve tavan ücretleri aralığında sözleşme imzalamakla yetkili kılınan makam tarafından belirlenir. Kamu görevlisi olmayanlar arasından üst kademe kamu yöneticisi kadro, pozisyon ve görevlerine atananlardan görevleri sona eren veya görevden alınanlara tazminat ödenip ödenmemesi ve tazminat miktarı ile buna ilişkin diğer hususlar Cumhurbaşkanınca belirlenir.” “Bu maddede belirtilen üst kademe kamu yöneticiliğine atananların, görev sürelerinin sona erdiği veya görevden alındıkları tarihte emeklilik aylığı bağlanmasına hak kazanmış olmaları şartıyla, dokuzuncu fıkrada belirtilen kadro veya pozisyonlara atanmak yerine yaş haddini beklemeksizin emekli olmaları durumunda, emeklilik ikramiyeleri hizmet süreleri dikkate alınarak yüzde elli fazlasına kadar ödenebilir. Bu oran Cumhurbaşkanınca artırılabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanınca belirlenir. Bu madde hükümleri, atanma şartlarını kaybetme, ceza kovuşturması veya disiplin soruşturması sonucunda görevden alınanlar hakkında uygulanmaz.” MADDE 29- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 36 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “EK MADDE 36- Kamu kurum ve kuruluşlarının merkez teşkilatındaki üst kademe kamu yöneticisi ve taşra teşkilatındaki il ve bölge müdürü kadro, pozisyon ve görevleri ile bu kadro, pozisyon ve görevlerin dengi ve daha üstü kadro, pozisyon ve görevlere atanabilmek için, öğrenim durumu şartı dışında; a) Belirli bir meslek mensubu, kariyer meslek mensubu ya da kurum personeli olmak, b) 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinde belirtilen hizmet sınıfları kapsamına dâhil kadrolarda bulunmuş veya bulunuyor olmak, c) Hâkimlik ve savcılık mesleğinden olmak, ç) Belirli kadro veya görevlerde belirli bir süre bulunmuş olmak, gibi özel şartlar aranmaz. Bu madde kapsamında belirtilen kadrolardan genel idare hizmetleri sınıfı dışındaki sınıflara dâhil olanlar ile hâkim-savcılık mesleğine dâhil olanlara kendi hizmet sınıfı dışından atama yapılması halinde, anılan kadroların hizmet sınıfı bu süre zarfında genel idare hizmetleri sınıfı olarak kabul edilir. Bu şekilde atananlara mali haklar kapsamında, kadro veya pozisyonuna bağlı olarak yapılmakta olan her türlü ödemeler toplamının kurum içerisindeki emsali personele mali haklar kapsamında kadro veya pozisyonuna bağlı olarak yapılmakta olan her türlü ödemeler toplamından düşük olması halinde aradaki fark bu görevde kaldıkları sürece tazminat olarak ödenir. Bu maddede yer alan hükümler; ek 11 inci madde kapsamında yer alan kurumların, Adalet Bakanlığının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının bu madde kapsamında yer alan kadrolarıyla aynı veya benzer unvanlı kadro, pozisyon ve görevleri ile mevzuatla bu kadrolara denk kabul edilen yönetici kadro, pozisyon ve görevlerine atananlar hakkında da uygulanır. Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” MADDE 30- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 33 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “GEÇİCİ MADDE 33- 9/7/2018 tarihinden önce bakanlık müşaviri kadrolarına atanmış veya çeşitli kanun, kanun hükmünde kararname veya diğer mevzuat hükümlerine göre bakanlık müşaviri veya müşavir ya da danışman kadro veya pozisyonlarına atanmış sayılanlardan bu maddenin önceki hükümleri uyarınca atanmış olup 11/4/2025 tarihi itibarıyla atandıkları söz konusu kadro veya pozisyonlarda bulunanlar; atanma şartlarını kaybedenler, ceza kovuşturması veya disiplin soruşturması sonucunda görevden alınanlar veya görevleri sona erenler hariç olmak üzere, 31/7/2025 tarihine kadar kurumlarına başvurmaları hâlinde atamaya yetkili amirler tarafından 9/7/2018 tarihinden önceki kadro veya pozisyonlarına atanırlar. Bu maddenin önceki hükümleri çerçevesinde şahsa bağlı yönetici kadro veya pozisyonlarına bağlı mali haklardan yararlananlar ile bu fıkra kapsamında başvuruda bulunmayanların mali hakları hakkında önceki hükümlerin aynı usul ve esaslar çerçevesinde uygulanmasına devam edilir. Birinci fıkraya göre atanacakların kadro veya pozisyonları başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş ve kurumların kadro ve pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş sayılır. İhdas edilmiş sayılan kadro ve pozisyonlar herhangi bir şekilde boşalmalarını müteakiben, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş ve kurumların kadro ve pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerinden çıkarılmış sayılır. Birinci fıkraya göre atanacakların mevcut kadro veya pozisyonları başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş ve kurumların kadro ve pozisyon cetvellerinin ilgili bölümlerinden çıkarılmış sayılır. Bu madde kapsamında önceki kadro veya pozisyonlarına atananlar, 657 sayılı Kanunun 92 nci maddesinin beşinci fıkrası hükümlerinden yararlandırılırlar. Bu maddenin uygulanması, geçmişe yönelik herhangi bir ödeme yapılmasını gerektirmez.” MADDE 31- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 32- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür. 15/5/2025


  • 300. GÜNCEL ŞEKLİ İLE 1 SIRA NO'LU MALİ TATİL UYGULAMASI HAKKINDA GENEL TEBLİĞİ

    Resmi Gazete No: 26568 Resmi Gazete Tarihi: 30/06/2007 1. Giriş 28.03.2007 tarih ve 26476 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarih itibariyle yürürlüğe girmiş bulunan 5604 sayılı Malî Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin uygulamasına ilişkin olarak yapılan açıklamalar ile anılan maddenin (9) numaralı fıkrasının verdiği yetkiye istinaden belirlenen diğer hususlar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır. 2 . Mali tatilin uygulanacağı tarihler 5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, "Her yıl temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) malî tatil uygulanır. Haziran ayının son gününün tatil günü olması halinde, malî tatil, temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlar." hükmü yer almaktadır. Söz konusu fıkra hükmüne göre mali tatil, her yıl temmuz ayının birinci gününden (haziran ayının son gününün resmi tatil olması halinde ise temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden) başlayarak aynı ayın yirminci günü sona erecektir. Buna göre mali tatilin ilk defa uygulanacağı 2007 yılında, 30 Haziran 2007 günü resmi tatil olan Cumartesiye rastladığından ve temmuz ayının ilk iş günü de 2 Temmuz 2007 olduğundan; 2007 yılında mali tatil, 3 Temmuz 2007 tarihinde başlayacak ve 20 Temmuz 2007 tarihine kadar (bu tarih dahil) devam edecektir. 3. Mali tatil kapsamında olmayan süreler 14/1/2016 tarihli ve 6661 sayılı Askerlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 15/3/2007 tarihli ve 5604 sayılı Malî Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin yedinci fıkrasında yer alan hüküm, “Özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi, şans oyunları vergisi ile gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim ve harçlarla ilgili olarak malî tatil uygulanmaz." şeklinde değiştirilmiş ve söz konusu değişiklik 27/1/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu hükme göre, özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi, şans oyunları vergisi ile gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim ve harçlar (ithalde alınan katma değer vergisi, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi gibi) hakkında mali tatil uygulanmayacaktır. Örnek : Mükellef (L) tarafından Haziran/2016 döneminde satışı yapılan dayanıklı tüketim ve diğer mallara ilişkin özel tüketim vergisi beyannamesinin 15 Temmuz 2016 tarihine kadar (bu tarih dahil) bağlı olduğu vergi dairesine verilmesi gerekmekte olup özel tüketim vergisi mali tatil kapsamında olmadığından beyan ve ödeme süresinin mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu değildir. Ayrıca, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintilerine ilişkin olarak verilmesi gereken bildirimlerin verilme ve ödeme süreleri de mali tatil nedeniyle uzamayacaktır. Diğer taraftan, özel kanunlarında ödeme süreleri tespit edilmemiş amme alacaklarının ödeme sürelerinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tayin edilmesi ve tayin edilen sürelerin de mali tatile rastlaması halinde bu alacaklar için belirlenen ödeme sürelerinin, mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu olmayacaktır. Örnek : 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun hükümlerine göre hesaplanan yiyecek bedelinin 1 ay içerisinde ödenmesini talep eden yazı, 10 Haziran 2007 tarihinde mükellef (A)'ya tebliğ edilmiştir. Söz konusu alacağın, 10 Temmuz 2007 tarihi mesai saati bitimine kadar ödenmesi gerekmekte olup, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tayin edilen ödeme süresinin mali tatil nedeniyle uzaması mümkün bulunmamaktadır. 4. Mali tatil nedeniyle uzayan süreler 5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre, son günü mali tatile rastlayan aşağıda belirtilen süreler, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacaktır. 4.1. Beyana dayalı tarhiyatta, kanuni süresinde verilmesi gereken beyannamelerin verilme süreleri Bu Tebliğin "Diğer hususlar" başlıklı (10) numaralı bölümünde belirtilenler hariç olmak üzere, beyanname verme süresinin son günü mali tatil süresi içerisinde kalan vergi, resim ve harçlara ilişkin beyannamelerin verilme süreleri, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzayacaktır. Buna göre 2007 yılı için, mali tatil 3 Temmuz 2007 tarihinde başlayıp 20 Temmuz 2007 tarihinde sona ereceğinden, söz konusu beyannamelerin verilme sürelerinin son günü 27 Temmuz 2007 tarihi olacaktır. Diğer taraftan, mükelleflerin mali tatil süresinin sonunu beklemeden beyannamelerini vermeleri de mümkündür. Örnek : Sürekli damga vergisi mükellefiyeti bulunmayan (B) Limited Şirketinin, 2 Temmuz 2007 tarihinde düzenlediği sözleşmeye ilişkin damga vergisini 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kağıdın düzenlendiği tarihi izleyen onbeş gün içinde vergi dairesine bir beyanname ile bildirmesi gerekmekte olup, bu sürenin son günü olan 17 Temmuz 2007 tarihi mali tatile rastladığından, söz konusu beyannamenin verilme süresi, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamak suretiyle 27 Temmuz 2007 tarihinde (bu tarih dahil) sona erecektir. 4.2. İkmalen, re'sen veya idarece yapılan tarhiyatta, vadesi mali tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süresi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 112 nci maddesine göre ikmalen, re'sen veya idarece tarh olunan vergiler taksit zamanlarından evvel tahakkuk etmişse taksit süreleri içinde; taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. İkmalen, re'sen veya idarece yapılan ve yargı organlarına intikal etmiş olan tarhiyatlarda ise yargı organlarınca tasdik veya tadilen tasdik edilen tutarların ödeme süresi, "Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi (Bildirim)"nin mükellefe tebliğ tarihinden itibaren bir aydır. 5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendine göre, ikmalen, re'sen veya idarece yapılan tarhiyata ilişkin olup vadesi mali tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süresi, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacaktır. Örnek 1 : Mükellef (C), adına yapılmış olan re'sen tarhiyata karşı uzlaşma talep etmiş, uzlaşma günü olarak belirlenen 18 Haziran 2007 tarihinde yapılan görüşme sonucunda da uzlaşma vaki olmuştur. Uzlaşmaya ilişkin tutanağa göre tahakkuk eden tutarların vadesi 18 Temmuz 2007 tarihi olup, bu tarih mali tatile rastlamaktadır. Mali tatil, 2007 yılı için 20 Temmuz 2007 tarihinde sona ereceğinden, uzlaşma yoluyla kesinleşmiş olan tutarların ödeme süresi 20 temmuz tarihini takip eden günden itibaren yedi gün uzayacak ve 27 Temmuz 2007 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir. Örnek 2 : Mükellef (D)'nin, adına yapılmış olan ikmalen tarhiyatı vergi mahkemesi nezdinde dava konusu yapması ve mahkemenin tasdik şeklindeki kararı üzerine, vergi dairesince düzenlenen "Vergi Mahkemesi/Bölge İdare Mahkemesi/Danıştay Kararına Göre Vergi/Ceza İhbarnamesi (Bildirim)" 12 Haziran 2007 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. Buna göre, mahkeme kararı üzerine tahsil edilebilir hale gelmiş olan tutarların vadesi 12 Temmuz 2007 tarihi olacaktır. Vade mali tatile rastladığından, yukarıdaki örnekte olduğu gibi mahkeme kararı üzerine tahsil edilebilir hale gelmiş olan tutarların ödeme süresinin son günü 27 Temmuz 2007 tarihi olmaktadır. 4.3. Tarh edilen vergilere ve/veya kesilen cezalara karşı uzlaşma talep etme veya cezada indirim hükümlerinden yararlanmak amacıyla yapılacak başvurulara ilişkin süreler İkmalen, re'sen veya idarece yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükelleflerin uzlaşma talep etme veya cezada indirim talebinde bulunma süresi, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür. Başvuru süresinin son gününün mali tatile rastlaması halinde söz konusu süre, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacaktır. Dileyen mükelleflerin, adlarına tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı mali tatil süresi içinde de uzlaşma veya cezada indirim talebinde bulunabilmesi mümkündür. Örnek 1 : 5 Haziran 2007 tarihinde tebliğ edilmiş olan ikmalen tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi üzerine, uzlaşma talep etme veya Vergi Usul Kanununun 376 ncı maddesine göre cezada indirim talebinde bulunma süresi 5 Temmuz 2007 tarihinde sona erecek olup, bu tarih mali tatile rastlamaktadır. Yukarıda yer alan açıklamalara göre, anılan haklardan yararlanma süresi, mali tatilin sona erdiği 20 Temmuz 2007 tarihini takip eden günden itibaren yedi gün uzayacak ve 27 Temmuz 2007 tarihinde (bu tarih dahil) sona erecektir. Öte yandan, gerek tarhiyat öncesi gerekse de tarhiyat sonrası uzlaşmayla ilgili olarak, mükelleflerin bu yönde bir talebi olmadığı müddetçe, mali tatil süresi içinde uzlaşma günü verilemeyecektir. Örnek 2 : Vergi inceleme elemanı tarafından 2007 yılının Mayıs ayında mükellef (E)'nin işyerinde incelemeye başlanılmış, incelemeye ilişkin son tutanak 18 Haziran 2007 tarihinde düzenlenmiş ve mükellefçe tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunulmuştur. Mükellefin 10 Temmuz 2007 tarihinin uzlaşma günü olarak belirlenmesine yönelik talebi üzerine (uzlaşma gününden en az 15 gün önce) bu tarih mükellefe bir yazıyla 22 Haziran 2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda, mükellefin talebi üzerine uzlaşma günü mali tatil süresi içinde bir tarih olarak belirlendiğinden, uzlaşma görüşmesinin belirlenen tarihte yapılmasına engel bir durum söz konusu olmayacaktır. 4.4. Devamlı bilgi verme hükümleri kapsamında verilmesi gereken bilgilerin verilmesine ilişkin süreler Kamu idare ve müesseseleri (Kamu hizmeti ifa eden kurum ve kuruluşlar dahil) ile gerçek ve tüzel kişilerden Bakanlığımızca yapılan düzenlemeler çerçevesinde veya re'sen, vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Bakanlığımızca veya vergi dairesince devamlı bilgi verme çerçevesinde istenecek bilgilerin verilmesine ilişkin sürenin son gününün mali tatile rastlaması halinde anılan süre, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacaktır. 5. Mali tatil nedeniyle işlemeyen süreler 5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasında, "Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri malî tatil süresince işlemez. Belirtilen süreler malî tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar." hükmüne yer verilmiş olup, bu hükmün uygulanmasına ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır. 5.1. Muhasebe kayıt süreleri Vergi Usul Kanununun 219 uncu maddesinde muamelelerin defterlere kayıt zamanı belirlenmiş bulunmaktadır. Söz konusu maddeye göre muamelelerin, defterlere işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve açıklığını bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi gerekmekte olup, bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi uygun değildir. Muamelelerin muhasebe fişlerine kaydedilmesi ve defterlere kayıtların bu fişler üzerinden yapılması halinde ise muamelelerin fişlere kaydedilmesi, defterlere kaydedilmesi hükmündedir. Bu durumda, muhasebe fişlerinde yer alan muamelelerin esas defterlere en geç 45 gün içinde işlenmesi gerekmektedir. Söz konusu kayıt sürelerinin mali tatile rastlaması halinde ise süre, mali tatil süresince işlemeyecektir. Örnek 1 : Mükellef (F)'nin, 5 Temmuz 2007 tarihinde yaptığı satışa ilişkin olarak düzenlediği aynı tarihli faturasını defterlerine kaydetme süresi (muamelelerin muhasebe fişi kullanılmadan doğrudan defterlere kaydedildiği durumda), söz konusu faturanın düzenlenme tarihinden itibaren 10 gün olup, bu süre 15 Temmuz 2007 tarihinde sona erecektir. Ancak, söz konusu sürenin mali tatile rastlayan 10 günlük kısmı işlememiş sayılacağından, defterlere kaydetme süresi 30 Temmuz 2007 tarihinde (bu tarih dahil) sona erecektir. Örnek 2 : Muamelelerini muhasebe fişi kullanarak defterlerine kaydeden mükellef (G)'nin, 6 Temmuz 2007 tarihinde satın aldığı ürünlere ilişkin aynı tarihli alış faturasını muhasebe fişine kaydetme süresi, söz konusu faturanın düzenlenme tarihinden itibaren 10 gün olup, bu süre 16 Temmuz 2007 tarihinde sona erecektir. Ancak, söz konusu süre mali tatile rastladığından, anılan işlemin muhasebe fişine kaydedilme süresinin son günü 30 Temmuz 2007 tarihinde (bu tarih dahil), esas defterlere kaydetmeye ilişkin süre ise 3 Eylül 2007 tarihinde (bu tarih dahil) sona erecektir. 5.2. Bildirme süreleri Bildirmeler, Vergi Usul Kanununun 153 ila 170 inci maddeleri arasında düzenlenmiş ve Kanunun 168 inci maddesinde de bildirmelerin hangi süreler içinde yapılacağı belirlenmiştir. Bildirim sürelerinin mali tatile rastlaması halinde ise süre, mali tatil süresince işlemeyecektir. Örnek : Mobilyacılık faaliyeti ile iştigal etmekte olan mükellef (H)'nin, 12 Haziran 2007 tarihinde vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerini tamamen durdurmak suretiyle işini bırakması halinde, işi bırakma bildirimini işi bırakma tarihinden itibaren bir ay içerisinde vergi dairesine vermesi gerekmektedir. Ancak, mali tatil 2007 yılı için 3 Temmuz 2007 tarihinde başladığından, işi bırakma bildiriminde bulunma süresinin mali tatile rastlayan 10 günlük kısmı işlememiş sayılacak ve bildirimde bulunma süresi mali tatilin sona erdiği tarihten itibaren 10 gün uzamak suretiyle 30 Temmuz 2007 tarihinde (bu tarih dahil) sona erecektir. 5.3.Dava açma süreleri İkmalen, re'sen veya idarece yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükelleflerin dava açma süresi, tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür. Dava açma süresinin mali tatile rastlaması halinde süre, mali tatil süresince işlemeyecektir. Mali tatil nedeniyle uzayan dava açma süresinin son gününün 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca çalışmaya ara verme süresine rastlaması durumunda ise dava açma süresi, çalışmaya ara vermenin sona erdiği günü izleyen günden itibaren yedi gün uzayacaktır. Örnek : Yapılan ikmalen tarhiyat sonucu düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesinin 18 Haziran 2007 tarihinde mükellefe tebliğ edilmesi durumunda, söz konusu tarhiyata karşı dava açma süresi 18 Temmuz 2007 tarihinde sona erecektir. Ancak, 2007 yılı için mali tatil 3 Temmuz 2007 tarihinde başladığından, söz konusu sürenin mali tatile rastlayan 16 günlük kısmı işlemeyecek ve dava açma süresi mali tatilin sona erdiği tarihten itibaren 16 gün uzamak suretiyle 5 Ağustos 2007 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir. 5 Ağustos 2007 tarihinin de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca çalışmaya ara verme süresine rastlaması nedeniyle dava açma süresi, çalışmaya ara vermenin sona erdiği günü (5 Eylül 2007) izleyen günden itibaren yedi gün uzayacak ve söz konusu sürenin son günü 12 Eylül 2007 tarihi olacaktır. 6. Mali tatil süresince defter ve belgelerin ibrazı, vergi incelemesine başlama 5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (4) numaralı fıkrasında, "Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, malî tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmaz." hükmüne yer verildiğinden, mali tatil süresince (fıkrada yer alan haller dışında) mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmayacak ve inceleme amacıyla defter ve belgelerin bu süre içinde ibrazı istenilmeyecektir. Mali tatil süresinden önce başlanılmış olan bir incelemeye bu süreden önce ibraz edilen defter-belge üzerinde devam edilebilecek; ancak, bu süre zarfında mükelleften ilave defter, belge ve bilgi talep edilemeyecek, mükellef veya vergi sorumlusu, inceleme sonucunda yapılacak tespitlerin yer aldığı tutanağı imzalamaya davet edilemeyecektir. Örnek 1 : Vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından 15 Haziran 2007 tarihinde mükellef (I)'nın işyerinde incelemeye başlanılmıştır. Bu tarihin mali tatile rastlamaması nedeniyle, başlanılmış olan incelemeye mali tatil süresince (2007 yılı için, 03.07.2007 - 20.07.2007 tarihleri itibariyle) devam edilebilecek, ancak mükelleften mali tatil süresi içinde ilave defter, belge ve bilgi talep edilemeyeceği gibi, mükellef veya vergi sorumlusu, inceleme sonucunda yapılacak tespitlerin yer aldığı tutanağı imzalamaya da davet edilemeyecektir. Öte yandan, vergi inceleme elemanları tarafından mali tatil süresinden önce yapılan tebligat ile mükelleften defter ve belgelerinin ibrazının talep edilmesi ve söz konusu talebe ilişkin olarak da mükellefe tanınan sürenin son gününün mali tatile rastlamış olması halinde, bu sürenin mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılması uygun görülmüştür. Örnek 2 : Vergi inceleme elemanı tarafından 25 Haziran 2007 tarihinde mükellef (J)'ye tebliğ edilen yazıyla defter ve belgelerinin inceleme amacıyla ibrazı istenilmiş olup, söz konusu talebe ilişkin olarak da tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük bir süre tanınmıştır. Bu sürenin son günü (10 Temmuz 2007) mali tatile rastladığından, mükellefe tanınan süre, mali tatil 2007 yılı için 20 Temmuz 2007 tarihinde sona ereceğinden, 20 temmuz tarihini takip eden günden itibaren yedi gün uzayacak ve 27 Temmuz 2007 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir. 7. Mali tatil süresince bilgi isteme ve tebligat işlemleri 5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasında, "Tatil süresince, vergi ve ceza ihbarnameleri ile mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç, bilgi isteme talepleri mükelleflere, vergi ve ceza sorumlularına bildirilmez. Ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde süre, malî tatilin son gününden itibaren işlemeye başlar." hükmü yer almaktadır. Söz konusu fıkra hükmüne göre vergi/ceza ihbarnameleri mali tatil süresi içinde mükellefler ile vergi ve ceza sorumlularına bildirilmeyecek; tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde ise süre mali tatil süresince işlemeyecektir. İkmalen, re'sen veya idarece yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükelleflerin kendilerine tanınan yasal haklardan (dava açma, cezada indirim ve uzlaşma talep etme) herhangi birini kullanma süresi bu tarhiyatlara ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün olup, tebligatın mali tatil süresi içinde yapılması halinde süre, mali tatilin son gününden itibaren işlemeye başlayacaktır. Örnek 1 : Yapılan re'sen tarhiyat sonucu düzenlenen ve 28 Haziran 2007 tarihinde postaya verilen vergi/ceza ihbarnamesinin, posta idaresince 4 Temmuz 2007 tarihinde mükellefe tebliğ edilmesi üzerine, söz konusu tarhiyata karşı mükellefin kendisine tanınan yasal haklardan (dava açma, cezada indirim ve uzlaşma talep etme) yararlanmak için başvuru süresi 3 Ağustos 2007 tarihinde sona erecektir. Ancak, tebligat işlemi mali tatil süresi içerisinde gerçekleştiğinden anılan süre, mali tatilin son gününden (20 Temmuz 2007) itibaren işlemeye başlayacak ve 19 Ağustos 2007 tarihinde sona erecektir. Bu tarihin resmi tatile rastlamasından dolayı da süre, 20 Ağustos 2007 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzayacaktır. Dava açma süresi yönünden ise, 20 Ağustos 2007 tarihinin İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca çalışmaya ara verme süresine rastlaması nedeniyle dava açma süresi, çalışmaya ara vermenin sona erdiği günü (5 Eylül 2007) izleyen günden itibaren yedi gün uzayacak ve söz konusu sürenin son günü 12 Eylül 2007 tarihi olacaktır. Öte yandan, mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç, bilgi isteme talepleri ile ilgili olarak da yukarıda yer alan açıklamalara göre işlem yapılacaktır. Mahsup taleplerine yönelik bilgi isteme talepleri ise mali tatil süresi içerisinde de muhataplarına bildirilebilecek olup, gerek mali tatil süresinden önce gerekse de mali tatil süresi içerisinde gerçekleşen söz konusu bilgi isteme taleplerine ilişkin tebligat işlemlerinde sürenin, mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu olmayacaktır. Örnek 2 : Mükellef (K), 19 Haziran 2007 tarihinde vergi dairesine verdiği dilekçeyle 2007/04 vergilendirme döneminde istisna uygulanmasından dolayı iadesi gereken katma değer vergisi tutarının diğer vergi borçlarına mahsubunu talep etmiştir. Bunun üzerine vergi dairesinin 26 Haziran 2007 tarihli ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde yerine getirilmesi istenilen söz konusu mahsup talebine ilişkin bilgi isteme yazısı, 4 Temmuz 2007 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. Tebligat işlemi mali tatil süresi içinde gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, bilgi isteme talebine ilişkin süre mali tatil nedeniyle uzamayacak ve 19 Temmuz 2007 tarihinde sona erecektir. 8. Mali tatilin sona erdiği günü izleyen beş gün içinde biten kanuni ve idari süreler . 6661 sayılı Kanun ile 5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan hüküm, "Malî tatilin sona erdiği günü izleyen beş gün içinde biten bu madde kapsamındaki kanuni ve idari süreler, malî tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren beşinci günün mesai saati bitiminde sona ermiş sayılır." şeklinde değiştirilmiştir. Söz konusu hükme göre, mali tatilin sona erdiği günü izleyen beş gün içinde biten kanuni ve idari süreler, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren beşinci günün mesai saati bitiminde sona erecektir. Örnek 1 : Vergi dairesinin 16 Haziran 2016 tarihli ve mükellef (M)’ye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yerine getirilmesi istenilen bilgi isteme talebine ilişkin yazısı, posta idaresince 21 Haziran 2016 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. Mükellefe tanınan 30 günlük idari süre, 21 Temmuz 2016 tarihinde bittiğinden ve bu tarih de mali tatil süresinin sona erdiği günü izleyen beş günlük süre içinde yer aldığından, söz konusu süre 25 Temmuz 2016 tarihinde (bu tarih dahil) sona erecektir.. Örnek 2 : Mükellef (N) adına yapılan ikmalen tarhiyata ilişkin olarak düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesi 22 Haziran 2016 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. Tarhiyat sonrası uzlaşma talebinin, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılması gerekmektedir. Ancak bu sürenin son günü olan 22 Temmuz 2016 tarihi, mali tatilin sona erdiği günü izleyen beş günlük süre içinde yer aldığından, mükellefin uzlaşma talep etme süresi 25 Temmuz 2016 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzayacaktır. Örnek 3 : Mükellef (O)'nun, Gelir Vergisi Kanununun 98 inci maddesi uyarınca ertesi ayın 23’üncü günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine vermesi gereken Haziran/2016 dönemine ait gelir (stopaj) vergisine ilişkin muhtasar beyannamenin verilme süresi 25 Temmuz 2016 (23, 24 Temmuz 2016 tarihleri resmi tatile rastladığından) tarihi olacak, mali tatil nedeniyle ayrıca bir süre uzatımı olmayacaktır. Bu beyannameye göre tahakkuk eden vergi de 26 Temmuz 2016 tarihine kadar (bu tarih dahil) ödenecektir. 9. Beyanname verme süresi mali tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi 6661 sayılı Kanun ile 5604 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan hüküm, "Beyana dayanan ve beyanname verme süresi malî tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününü izleyen günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılır." şeklinde değiştirilmiştir. Mali tatil kapsamında olan ve bu Tebliğin "Diğer hususlar" başlıklı 10 numaralı bölümünde belirtilenler hariç olmak üzere, - Verilme süresinin son günü mali tatil süresine rastlayan vergilere ilişkin beyannamelerin verilme süresi, 2016 yılı için 27 Temmuz 2016 tarihi, bu beyannamelere göre tahakkuk eden vergilerin ödeme süresi de 28 Temmuz 2016 tarihi, - Verilme süresinin son günü mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren beşinci günü mesai saati bitimine kadar olan vergilere ilişkin beyannamelerin verilme süresi, 2016 yılı için 25 Temmuz 2016 tarihi, bu beyannamelere göre tahakkuk eden vergilerin ödeme süresi de 26 Temmuz 2016 tarihi mesai saati bitimi olacaktır. Örnek 1 : Haziran/2016 dönemine ait 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarıyla ilgili veraset ve intikal vergisi beyannamesinin, 20 Temmuz 2016 tarihi mesai saati sonuna kadar verilmesi gerekmekle birlikte, bu tarih mali tatil süresine rastladığından, söz konusu beyannamenin verilme süresi 27 Temmuz 2016 tarihine kadar (bu tarih dahil), bu beyannameye göre tahakkuk eden verginin ödeme süresi de 28 Temmuz 2016 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzayacaktır. Örnek 2 : Haziran/2016 dönemine ait katma değer vergisi beyannamesinin verilme süresi 25 Temmuz 2016 (24 Temmuz 2016 tarihi resmi tatile rastladığından) tarihi olacak, mali tatil nedeniyle ayrıca bir süre uzatımı olmayacaktır. Bu beyannameye göre tahakkuk eden vergi de 26 Temmuz 2016 tarihine kadar (bu tarih dahil) ödenecektir. Haziran/2017 dönemine ait katma değer vergisi beyannamesinin verilme süresinin son günü olan 24 Temmuz 2017 tarihi ise mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren beş günlük süre içerisine rastladığından, söz konusu beyannamenin verilme süresi 25 Temmuz 2017 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzayacak olup bu beyannameye göre tahakkuk eden vergi 26 Temmuz 2017 tarihine kadar (bu tarih dahil) ödenecektir. İlgili kanunlarına göre temmuz ayında verilmesi icap eden ve verilme süreleri mali tatile rastlayan beyannameler için dileyen mükellef ve sorumluların mali tatil süresi içerisinde de beyanname vermeleri imkan dahilindedir. Bu şekilde verilen beyannamelere göre tahakkuk eden vergilerin, en geç 5604 sayılı Kanuna göre belirlenen sürelerde ödenmesi gerekmekle birlikte, istenirse söz konusu sürelerden önce ödenebileceği de tabiidir. 10. Diğer hususlar Aşağıda belirtilen sürelerin mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu olmayacaktır. - İcra yoluyla yapılan satışlarda katma değer vergisi uygulamasına yönelik (5) No.lu katma değer vergisi beyannamesinin, 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/B-6.2.2) bölümünde belirtilen verilme ve ödeme süreleri, - Sürekli beyanname vermek zorunda olanlar dışındaki resmî kuruluşlar tarafından müzayede mahallerindeki satışlar dolayısıyla tahsil edilen katma değer vergisinin, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/B-6.1) bölümünde belirtilen ödeme süresi, - 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 118 inci maddesine göre noterler tarafından tahsil edilen damga vergisi ve harç bedellerinin anılan Kanunun 119 uncu maddesi uyarınca ilgili vergi dairesine bildirilmesine ilişkin olarak verilecek beyannameler ile süreksiz yükümlülük şeklinde değerlendirilen ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre verilen (1) ve (4) No.lu beyannamelerin verilme ve ödeme süreleri. Tebliğ olunur. GİB Ayrıca blog yazımızı okuyabilirsiniz; Mali Tatil Nedir, Ne Zaman Uygulanır ve Kimleri Kapsar?