Arama

Tüm Kategorilerde SGK Prim Ödemesi Rehberi için 379 sonuç bulundu

  • 231. 2026 Yılında Şirket Kurarken Nelere Dikkat Edilmeli?

    2026 yılı, şirket kuruluşuna ilişkin kararların yalnızca hukuki bir prosedür olarak değil; finansal, vergisel ve stratejik bir yatırım tercihi olarak ele alınmasını gerektiren bir dönemi işaret ediyor. Artan rekabet, maliyet baskıları ve dijital dönüşüm, şirketin ilk günden itibaren doğru yapılandırılmasını her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Özellikle son yıllarda iş dünyasında hız kazanan veri temelli yönetim anlayışı, girişimcilerin gelir projeksiyonlarından vergi planlamasına kadar pek çok konuda daha bilinçli hareket etmesini mümkün kılıyor. Bu durum, şirket türü seçimi, sermaye yapısı ve şirketten para çekme yöntemlerinin baştan doğru kurgulanmasını zorunlu kılıyor. Bu yazıda, 2026 yılında Türkiye’de şirket kurmayı planlayan girişimcilerin karşılaşacağı temel vergisel ve yapısal başlıkları , uygulamadaki etkileriyle birlikte ele alıyoruz. 1. 2026 Yılında Türkiye’de Kurulabilecek Şirket Türleri ve Vergilendirme Yapısı Türkiye’de 2026 yılı itibarıyla girişimcilerin tercih edebileceği üç temel şirket türü bulunmaktadır: Şahıs Şirketi Limited Şirket Anonim Şirket Bu şirket türlerinin tamamı tek kişi tarafından kurulabilmektedir. Ancak vergisel yapı ve sorumluluklar açısından aralarında önemli farklar bulunmaktadır. Vergi Oranları Nasıl Uygulanıyor? Limited Şirketler: Gelir ve gider arasındaki fark üzerinden %25 oranında kurumlar vergisi uygulanır. Anonim Şirketler: Gelir ve gider arasındaki fark üzerinden %25 oranında kurumlar vergisi uygulanır. Şahıs Şirketleri: Gelire bağlı olarak %15 ile %40 arasında değişen gelir vergisi tarifesine tabidir. 2026 yılı itibarıyla gelir ve gider farkı yaklaşık 1.150.000 TL seviyesini aştığında, şahıs şirketlerinin ödeyeceği toplam vergi yükü; limited ve anonim şirketlere kıyasla daha yüksek hale gelmektedir. Vergi Karşılaştırmasında Gözden Kaçırılmaması Gereken İki Nokta Şirketten para çekme maliyeti: Limited ve anonim şirketlerde ortakların kâr payı yoluyla şirketten para çekmesi halinde %15 oranında stopaj vergisi uygulanır. Şahıs şirketlerinde ise şirketten para çekme kavramı bulunmadığından bu yönde ek bir vergi doğmaz. Yurt dışına hizmet verenler için kazanç istisnası: Yurt dışına remote çalışan yazılımcı, tasarımcı ve benzeri meslek gruplarında %80 kazanç istisnası uygulanması, vergi hesabını tamamen farklı bir noktaya taşımaktadır. Bu durumda şahıs şirketi, yüksek gelir seviyelerinde dahi daha avantajlı olabilmektedir. 2. Şirket Türü Seçimi Gelecek Planlarıyla Uyumlu mu? Şirket kuruluşunda yapılan en kritik tercihlerden biri, şirketin gelecekteki büyüme ve yatırım hedefleriyle uyumlu bir yapı kurmaktır. Yatırım ve Exit Planı Olanlar İçin Anonim Şirket Neden Önemli? Yatırım almayı veya ileride hisse devri yoluyla çıkış (exit) planlayan girişimler açısından anonim şirket yapısı öne çıkmaktadır. Bunun temel nedenleri şunlardır: Emisyon primi avantajı: Şirkete yatırım yoluyla giren tutarlar, emisyon primi kapsamında vergilendirilmez. Bu uygulama yalnızca anonim şirketlerde mümkündür. Hisse satışında vergi avantajı: Pay senedi bastırılmış anonim şirket hisseleri, en az iki yıl elde tutulduktan sonra satıldığında gelir vergisine tabi olmaz. Bu nedenle şirket kuruluş aşamasında yapılan tercihler, ilerleyen yıllarda ciddi vergi avantajları veya dezavantajları yaratabilmektedir. 3. 2026 Yılında Şirketten Para Çekme Yöntemleri ve Vergisel Optimizasyon Şahıs şirketlerinde şirketten para çekilmesi ek bir vergisel yük doğurmazken, limited ve anonim şirketlerde farklı yöntemler söz konusudur. Şirketten Para Çekme Yolları Huzur hakkı ödemesi Avans kullanımı Kâr dağıtımı 2026 Yılı İçin Optimum Huzur Hakkı Tutarı Huzur hakkı ödemeleri, şirket açısından gider olarak dikkate alınır ve kurumlar vergisi matrahını azaltır. Ancak bu ödemeler üzerinden gelir ve damga vergisi hesaplanır. 2026 yılı için: Aylık net optimum huzur hakkı: yaklaşık 126.864,03 TL Bu tutar sayesinde şirketin kurumlar vergisi yükü yaklaşık 507.456,09 TL azalırken, aynı tutarda gelir ve damga vergisi ödenmektedir. Bu yapı, vergi açısından denge sağlayan bir ödeme seviyesini ifade etmektedir. Kâr Dağıtımında Beyanname Avantajları 2026 yılı için: Optimum kâr dağıtım tutarı: yaklaşık 4,7 milyon TL brüt / 3.995.000 TL net Bu tutarda kâr dağıtımı yapıldığında, 2027 yılında verilen gelir vergisi beyannamesinde ek bir vergi doğmamaktadır. Bunun temel nedeni, temettü gelirinin yarısının beyan edilmesi ve dağıtım sırasında kesilen stopajın mahsup edilmesidir. Ayrıca 2026 yılında temettü gelirleri için beyan sınırı brüt 800.000 TL (net 680.000 TL) olarak uygulanmaktadır. Bu tutarın altında kalan temettüler için gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekmez. 4. 2026 Yılında Asgari Sermaye Tutarları ve Bloke Uygulaması Asgari Sermaye Tutarları Limited şirket: en az 50.000 TL Anonim şirket: en az 250.000 TL Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden anonim şirketler: en az 500.000 TL Kayıtlı Sermaye Sistemi Nedir? Kayıtlı sermaye sistemi, anonim şirketlerde yönetim kuruluna genel kurul kararı almadan belirli bir üst sınıra kadar sermaye artırımı yapma yetkisi tanır. Özellikle büyüme ve yatırım planları olan şirketler için önemli bir esneklik sağlar. Sermaye Blokesi Uygulaması Limited şirketlerde sermayenin %25’inin bankaya bloke edilmesi zorunlu değildir. Anonim şirketlerde ise sermayenin %25’i (en az 62.500 TL) kuruluş aşamasında bankaya bloke edilir ve tescil sonrasında serbest bırakılır. 2026’da Şirket Kurarken Uzun Vadeli Kazanç İçin Doğru Yapı Kurmak Gerekir 2026 yılında şirket kurarken yapılacak tercihler; yalnızca kuruluş maliyetlerini değil, şirketin yıllar boyunca karşılaşacağı vergi yükünü, yatırım olanaklarını ve nakit yönetimini doğrudan etkiler. Şirket türü seçimi, vergisel yapı, kâr dağıtımı stratejisi ve sermaye planlaması birlikte değerlendirilmediğinde, uzun vadede ciddi maliyetler ortaya çıkabilir. Buna karşılık, en baştan doğru kurgulanan bir yapı; vergi optimizasyonu, sürdürülebilir büyüme ve finansal esneklik açısından önemli avantajlar sağlar.


  • 232. Yurt Dışına Çıkış Harcı Uygulamasına İlişkin Tebliğ Yayımlandı

    VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2024/126 KONU: Yurt Dışına Çıkış Harcı Uygulamasına İlişkin Tebliğ Yayımlandı 28 Aralık 2024 tarihli ve 32766 sayılı Resmi Gazete’de “Yurt Dışına Çıkış Harcı Uygulama Genel Tebliği” yayımlandı. Tebliğde özetle, yeni yılda alınacak harç tutarının belirlenmesi, Ocak ayının 10'uncu günü sonuna kadar yapılacak yurt dışına çıkışlarda bir önceki yılın sonu itibarıyla geçerli tutar üzerinden harç alınması ile muafiyetler ve ödeme uygulamalarına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Ocak ayının 10'uncu günü sonuna kadar yapılacak yurt dışına çıkışlarda harç uygulaması Tebliğe göre, yurt dışına çıkış yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından alınacak harç tutarı, çıkış tarihi itibarıyla geçerli olan tutar üzerinden hesaplanacaktır. Buna göre, 31/12/2024 tarihine kadar geçerli olan yurt dışına çıkış harç tutarı 500 TL iken, 1/1/2025 tarihinden itibaren 710 TL olarak uygulanacaktır. Bununla birlikte, yılın Ocak ayının 10'uncu günü sonuna kadar yapılacak yurt dışına çıkışlarda, harcın bir önceki yılın son günü itibarıyla geçerli tutar üzerinden ödenmiş olması şartıyla , ödenmiş harç tutarı ile işlem yapılacak ve herhangi bir fark talep edilmeyecektir. Örneğin, 3 Ocak 2025 tarihinde yurt dışına çıkış yapacak bir kişi, harcını 31 Aralık 2024 tarihinde ödediği takdirde, bir önceki yılın harç tutarı olan 500 TL üzerinden işlem yapılacak ve fark ödemesi istenmeyecektir; ancak harç, 2 Ocak 2025 tarihinde ödendiği takdirde, yılın ilk 10 günü kapsamında çıkış yapılacak olsa bile, ödeme tarihi yeni yılın içinde gerçekleştirildiğinden, 2025 yılı için belirlenen tutar olan 710 TL üzerinden tahsil edilecektir. 3 Ocak 2025 tarihi yerine 11/1/2025 tarihinde yurt dışına çıkış yapması durumunda ise her hâlükârda 2025 yılı için belirlenen harç tutarını ödemesi gerekecektir. Ödeme Yurt dışına çıkış harcı, yurt dışına çıkmadan evvel vergi daireleri, mal müdürlükleri, gümrük saymanlıkları, defterdarlık muhasebe müdürlükleri, yetkili bankalar ile Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) veznelerine makbuz karşılığında ödenir. Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığının Dijital Vergi Dairesi ve GİB mobil uygulamaları ile yetkili bankaların internet bankacılığı ve mobil bankacılık uygulamaları aracılığıyla da yurt dışına çıkış harcı ödenebilir. Harçtan muaf olanlar Yurt dışına çıkış yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından; a) Çıkış tarihi itibarıyla yurt dışında oturma izni bulunanlar, b) 7 yaşını doldurmamış olanlar, c) Pasavan ve benzeri belgelerle çıkış yapanlar, ç) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine kimlik belgesiyle çıkış yapanlar, d) Yurt dışına ticari amaçla sefer yapan kara, deniz, hava ve demiryolu toplu taşıma ve yük taşıma araçlarının mürettebatı olanlar, harçtan muaftır. Yurt dışına çıkış harcından bağışık tutulmayı talep edenler, yurt dışında oturma izni bulunduğunu veya 7 yaşını doldurmadığını belgelendirmek zorundadır. Ticari araç mürettebatı olarak yurt dışına çıkışlarda harç muafiyeti, fiilen ticari araçta görevli olarak araçla birlikte yurt dışına çıkanlar için uygulanır. Karayolu ticari araç mürettebatına ilişkin muafiyet, ticari taksi, minibüs ve kamyonetler için bir kişi, diğer motorlu kara taşıtlarında ise en fazla üç kişi için uygulanır. Söz konusu Tebliğe; https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/12/20241228-24.htm ulaşabilirsiniz.


  • 233. Vergi Daireleri Sistemlerinde Yapılacak Planlı Bakım Çalışması Duyurusu

    Başkanlığımız bilgi işlem sistemlerinde 6/3/2026 Cuma günü saat 19:00 ile 8/3/2026 Pazar günü saat 17:00 arasında planlı bakım çalışması yapılacaktır. Söz konusu çalışma sırasında, aşağıdaki listede yer alan vergi dairelerine ilişkin iş ve işlemlerde kesintiler yaşanabilecektir. Ayrıca, diğer vergi dairelerine ait; - Bankalar aracılığıyla yapılan tahsilat işlemlerinde, - Dijital Vergi Dairesi üzerinden yapılacak işlemlerde, kesintiler olabilecektir. Diğer taraftan çalışma süresi içerisinde Yurt Dışına Çıkış Harcı ödemeleri, Dijital Vergi Dairesi üzerinden ya da havalimanlarında ya da çıkış kapılarında bulunan kiosklar aracılığıyla yapılabilecektir. Dijital Vergi Dairesi üzerinde Yurt Dışı Çıkış Harcı ödemesi yapmak isterken sorun yaşayan vatandaşlarımız aşağıdaki vergi dairelerinden birini seçerek ödeme işlemlerine devam edebilirler. Dijital Vergi Dairesi Üzerinden Yurtdışı Çıkış Harcı Ödemesi Yapılabilecek Vergi Daireleri; - Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü (Ankara) - Yeditepe Vergi Dairesi Müdürlüğü (İstanbul) - Rıhtım Vergi Dairesi Müdürlüğü (İstanbul) - Hisar Vergi Dairesi Müdürlüğü (İstanbul) - Muratpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü (Antalya) - Cahit Sıtkı Tarancı Vergi Dairesi Müdürlüğü (Diyarbakır) - Zafer Vergi Dairesi Müdürlüğü (Samsun) Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Kesinti Yaşanabilecek Vergi Dairesi Müdürlükleri/Malmüdürlükleri Listesi için tıklayınız.


  • 234. 2026 Yılı Denetim Kuruluşlarınca Ödenecek Yıllık Harç Tutarları

    2026 Yılı Denetim Kuruluşlarınca Ödenecek Yıllık Harç Tutarları Bilindiği üzere, Kurumumuzca yetkilendirilen denetim kuruluşlarının yıllık harç ödemesi gerekmektedir. Söz konusu ödemelerin zamanında ve doğru olarak yapılması adına aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi önem arz etmektedir: Kimler Yıllık Harç Ödemek Zorundadır? Kurumumuzca yetkilendirilen tüm denetim kuruluşları yıllık harç ödemek zorundadır. Ödeme Yapılacak Tutar Nasıl Belirlenir? Denetim kuruluşlarınca ödenecek yıllık harç tutarı Harçlar Kanunu Genel Tebliği ile her yıl belirlenmektedir. Bu kapsamda 31/12/2025 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 98 Seri Numaralı Harçlar Kanunu Genel Tebliğine göre 2026 yılında yapılacak yıllık harç ödemeleri şu şekildedir: a. KAYİK Dahil Denetime Yetkili Denetim Kuruluşları İçin (Vergi Kodu: 9224): 349.600,20 TL’den az olmamak üzere, bağımsız denetim faaliyetlerinden elde edilen bir önceki yıl gayrisafi iş hasılatının binde 5,75’i. b. KAYİK Hariç Denetime Yetkili Denetim Kuruluşları İçin (Vergi Kodu: 9226): 174.794,10 TL’den az olmamak üzere, bağımsız denetim faaliyetlerinden elde edilen bir önceki yıl gayrisafi iş hasılatının binde 5,75’i. Bu kapsamda, ödenecek harç tutarı için öncelikle bağımsız denetim faaliyetlerinden elde edilen bir önceki yıl gayrisafi iş hasılatının binde 5,75’i hesaplanmalıdır. Yapılan bu hesaplama sonucunda çıkan tutar: • KAYİK Dahil denetime yetkili denetim kuruluşları için 349.600,20 TL’den fazla olursa çıkan tutar kadar; az olursa 349.600,20 TL, • KAYİK Hariç denetime yetkili denetim kuruluşları için 174.794,10 TL’den fazla olursa çıkan tutar kadar; az olursa 174.794,10 TL, yıllık harç ödemesi yapılmalıdır. Ödemelerin Ne Zamana Kadar Yapılması Gerekir? 492 sayılı Harçlar Kanununun 113’üncü maddesi uyarınca, kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde verilen bildirim üzerine, bağımsız denetim faaliyetlerinden elde edilen gayrisafi iş hasılatı esas alınarak tahakkuk ettirilecek harçların, Mayıs ayı içerisinde ödenmesi gerekmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


  • 235. 7577 sayılı Kanun Resmi Gazetede yayımlandı

    BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 7577 Kabul Tarihi: 2/4/2026 MADDE 1- 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir. "12. Her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri." MADDE 2- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "kurumları" ibaresinden sonra gelmek üzere "(13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki muafiyet hükmü hariç)" ibaresi eklenmiştir. MADDE 3- 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan "gibi kuruluşlar" ibaresinden sonra gelmek üzere "(Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumları tarafından işletilenler hariç)" ibaresi ve (4) numaralı fıkrasının (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir. "ğ) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında taşınmazların kamulaştırmayı yapan Devlet ve kamu tüzel kişilerine devri," MADDE 4- 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "yurt dışına" ibaresi "yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere" şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 5- 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir. "Devlet payını yarısına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir." MADDE 6- 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. "GEÇİCİ MADDE 9- BOTAŞ'ın, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geldiği halde ödenmemiş olan her türlü vergi, fon ve paylar, idari para cezaları ile bunlara bağlı gecikme zammı ve gecikme faizi borçları BOTAŞ'ın Hazineden görevlendirme bedeli alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle, Ticaret Bakanlığınca terkin edilir. Bu kapsamda mahsuba konu olacak borçlara bu maddenin yayımlandığı tarihten sonra feri alacak hesaplanmaz. BOTAŞ'ın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödemesi gereken her türlü vergi, fon ve paylar, BOTAŞ'ın Hazineden 31/12/2026 tarihi sonuna kadar oluşmuş ve/veya oluşacak görevlendirme alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle Ticaret Bakanlığınca aylık olarak terkin edilir ve terkin edilecek her türlü vergi asıllarına ilişkin feri alacak hesaplanmaz. İkinci fıkra hükmü uyarınca yapılacak mahsup işlemine konu görevlendirme bedeli hesaplamasında BOTAŞ'ın muhasebe kayıt ve belgeleri esas alınır. Görevlendirme uygulamasının son bulmasını müteakip 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesinde öngörülen usule uygun olarak yapılan inceleme sonucunda hesaplanan görevlendirme bedelinin Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan terkin tutarlarından az olduğunun tespit edilmesi halinde BOTAŞ tarafından yükümlülükler faizsiz olarak yerine getirilir ve söz konusu tutar genel bütçeye gelir kaydedilir. Bu madde kapsamında yapılacak mahsup ve terkin işlemleri, terkin kararı alınması nedeniyle mahsup edilecek tutarlar dışında kalan görevlendirme bedellerinin ödenmesine engel teşkil etmez; idarenin bu bedellere ilişkin ödeme yetkisini ortadan kaldırmaz veya zamanını sınırlandırmaz. Bu madde kapsamında BOTAŞ'ın Hazineden olan görevlendirme bedeli alacağı tutarını tespit etmeye ve mahsup suretiyle yapılacak terkin işlemlerini belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanı yetkilidir." MADDE 7- 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. "10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II), (III) ve (IV) sayılı cetveller kapsamındaki kamu idareleri ve bu idarelere bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları ile kurdukları birlik, müessese, şirket ve işletmeler, fonlar, döner sermayeler, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olup özelleştirme kapsam ve programında bulunmayan kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketlerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar, ilgili idarelerin talebi halinde özelleştirme kapsam ve programına alınarak 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında özelleştirilebilir. Özelleştirme gelirinin giderler düşüldükten sonra kalan kısmı ilgili idare muhasebe birimi hesabına aktarılır ve bütçesine gelir kaydedilir. Özel bütçeli idarelere kaydedilen gelirler karşılığı ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Yatırım niteliğindeki ödenekler yılı yatırım programı ile ilişkilendirilir." MADDE 8- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen (c) alt bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. "c) 87.03 (hesaplanması gereken özel tüketim vergisi ve diğer her türlü vergiler dahil bedeli 2.873.900 TL'yi aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³'ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malül ve engelliler ile engelli sağlık kurulu raporunda ortopedik engelliliği yüzde 40 ve üzeri olup bu engel durumu nedeniyle sürücü belgesi alamayan malül ve engelliler tarafından," MADDE 9- 5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. "Defterdarın görev ve sorumlulukları MADDE 26- Defterdar, bulunduğu ilde Hazine ve Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri sıfatını haiz olup, bulunduğu ilde Bakanlığın taşra teşkilatındaki işlemlerin mevzuat hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulmasından görevli ve sorumludur." MADDE 10- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "b) Aşağıda sayılan; 1) Ayni yardımlar, 2) Ölüm, doğum, evlenme yardımları, 3) Görev yollukları, 4) Seyyar görev, kıdem, ihbar ve kasa tazminatı, 5) İş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler, 6) Keşif ücreti, 7) Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek çocuk ve aile zamları, 8) İşverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, 9) İşverence işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı, prime esas kazanca tabi tutulmaz. (9) numaralı alt bentte belirtilen tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarın %5'ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz." MADDE 11- 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir. "k) Her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri." MADDE 12- 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "240.000" ibaresi "300.000" şeklinde ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. "(3) Birinci fıkra kapsamında tahsil edilen tutarlar Bakanlık merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. Bu tutarın 240.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak kısmı genel bütçeye gelir kaydedilir, kalan kısmı Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılır." "Ek bedel olarak tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir." MADDE 13- 5/4/2023 tarihli ve 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. "GEÇİCİ MADDE 2- (1) 6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde yürütülen ulusal ve uluslararası projeler kapsamında üretilen konutlara ve iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin 7269 veya 6306 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olarak kabul edilenler tarafından, 31/12/2026 tarihine kadar, defaten ödenmesi halinde bu bedele en fazla bir konut için %74, en fazla bir iş yeri için %48 oranında indirim uygulanır. (2) Birinci fıkrada belirtilen projeler kapsamında üretilen iş yerleri bakımından da 7269 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. 6306 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda, 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olanlara verilecek konut ve iş yerlerinin borçlandırmaları, 6306 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre yapılır. (3) 12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun geçici 17 nci maddesi kapsamında belirlenen talep sahipleri tarafından iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin teslim tarihinden itibaren en geç 6 ay içerisinde defaten ödenmesi halinde birinci fıkrada iş yerleri için belirlenen indirim oranı uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce teslim edilen iş yerleri hakkında bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan 6 aylık süre bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren başlar." MADDE 14- Bu Kanunun; a) 2 nci maddesi ve 3 üncü maddesi ile 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik hükmü 1/1/2027 tarihinde, b) 3 üncü maddesi ile 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına eklenen (ğ) bendi hükmü yayımını izleyen ikinci aybaşında, c) 4 üncü maddesi 1/1/2026 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde, ç) Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer. MADDE 15- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür. 16/4/2026


  • 236. Yargıtay Kararı -Tebliğden İmtina, İhbar Süresi ve İhbar Tazminatı

    17 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 33227 Yargıtay 9. Hukuk Dairesinden TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLAMI Esas No: 2025/9524 Karar No: 2026/756 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 52. İş Mahkemesi TARİHİ: 16.05.2025 SAYISI: 2024/599 E., 2025/266 K. DAVA TARİHİ: 10.12.2023 ÖZET: Davanın Konusu Dava, işçinin iş sözleşmesinin sona ermesi sonrasında ihbar tazminatı , fazla çalışma ücreti ve kötüniyet tazminatı taleplerine ilişkindir. Yargıtay incelemesinde esas uyuşmazlık, davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmıştır. Davacının İddiaları Davacı vekili, müvekkilinin 20.02.2023 ile 27.08.2023 tarihleri arasında yardımcı klinik elemanı olarak çalıştığını, son ücretinin net 12.602,32 TL olduğunu, iş sözleşmesinin ihbar öneli tanınmadan sona erdirildiğini ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini ileri sürmüştür. Ayrıca ihbar süresinin 28 gün olmasına rağmen işverenin buna uymadığını belirterek ihbar tazminatı, fazla çalışma alacağı ve kötüniyet tazminatı talep etmiştir. Davalının Savunması Davalı vekili, davacının çalışma süresi boyunca asgari ücretle çalıştığını, fazla çalışma yapmadığını, 29.07.2023 tarihinde davacıya “fesih bildirimi tebligatı” ile bildirim süresi tanınarak iş sözleşmesinin bildirim süresi sonunda sona ereceğinin bildirildiğini, ancak davacının bildirimi imzalamaktan kaçındığını savunmuştur. Bu hususun aynı tarihli tutanakla kayıt altına alındığını, kötüniyet tazminatı koşullarının da oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı İlk Derece Mahkemesi, davacının 20.02.2023-27.08.2023 tarihleri arasında çalıştığını kabul etmiş; davalı işverenin sözleşmenin kıdem tazminatına hak kazandırmayacak şekilde sona erdiğini ispat edemediğini belirtmiştir. Mahkeme, davacının ihbar tazminatına hak kazandığına karar vermiş; haftalık çalışmasının 38 saat olduğu gerekçesiyle fazla çalışma talebini ve kötüniyetli fesih ispatlanamadığı gerekçesiyle kötüniyet tazminatı talebini reddetmiştir. Böylece dava kısmen kabul edilmiştir. Kanun Yararına Temyiz Sebebi Adalet Bakanlığı, İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına temyizen incelenmesini istemiştir. Temyiz isteminde; dosyada bulunan 29.07.2023 tarihli “Fesih Bildirimi Tebligatı” ile “Tutanak” başlıklı belgeler ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshedileceğinin davacıya usulüne uygun şekilde bildirildiği ve yasal ihbar süresinin tanındığı belirtilmiştir. Buna rağmen ihbar tazminatının neden kabul edildiğine dair yeterli gerekçe kurulmadan ve dava konusu olmayan kıdem tazminatına ilişkin açıklamalara yer verilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi Yargıtay kararında, ihbar tazminatının belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken tazminat olduğu belirtilmiştir. Kararda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17 nci maddesi uyarınca bildirim sürelerinin işçinin kıdemine göre belirlenmesi gerektiği, bu sürelerin bölünemeyeceği ve usulsüz fesih halinde ihbar tazminatının doğacağı ifade edilmiştir. Ayrıca iş sözleşmesini fesheden tarafın, feshi haklı nedene dayansa dahi kendi lehine ihbar tazminatı talep edemeyeceği belirtilmiştir. Tebliğden İmtina ve Bildirimin Geçerliliği Kararda, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin daha önceki bir kararına da atıf yapılarak, işverenin fesih bildiriminde bulunmasına rağmen işçinin tebliğden kaçınması hâlinde, bu hususun tutanakla tespit edilmesi ve tutanak düzenleyicileri tarafından doğrulanması durumunda, ilgili tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Somut Olayın Değerlendirilmesi Somut olayda, 29.07.2023 tarihinde işveren tarafından düzenlenen ve davacının tebliğden imtina ettiğini gösteren tutanağın, tutanak tanıkları tarafından doğrulandığı belirtilmiştir. Bu nedenle Yargıtay, fesih bildiriminin davacıya 29.07.2023 tarihinde tebliğ edilmiş sayılması gerektiğini kabul etmiştir. Aynı fesih bildiriminde iş sözleşmesinin 27.08.2023 tarihinde sona ereceği , davacının 4 haftalık ihbar süresinin bulunduğu ve bu süre içinde günde 2 saat iş arama izni verildiği yazılıdır. Ayrıca davacının 27.08.2023 tarihine kadar olan ücret alacağının da işveren tarafından ödendiği tespit edilmiştir. Yargıtay’ın Sonucu Yargıtay, fesih beyanının davacıya ulaştığı kabul edilen 29.07.2023 tarihi itibarıyla, davacının çalışma süresine göre uygulanması gereken 4 haftalık ihbar süresinin tam olarak kullandırıldığını belirlemiştir. Bu nedenle davacının ihbar tazminatına hak kazanamayacağı , dolayısıyla bu talebin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu sonucuna ulaşmıştır. Ayrıca İlk Derece Mahkemesinin dava konusu olmayan kıdem tazminatına ilişkin gerekçeye yer vererek hüküm kurduğu da belirtilmiştir. Hüküm Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemini kabul ederek, İlk Derece Mahkemesi kararını sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur . Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, karar örneğinin ise Adalet Bakanlığına gönderilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.02.2023-27.08.2023 tarihleri arasında yardımcı klinik elemanı olarak davalı işyerinde çalıştığını, davacının son ücretinin net 12.602,32 TL olduğunu, iş sözleşmesinin ihbar öneli tanınmadan sona erdirildiğini, davacının fazla çalışma yapmasına rağmen ücretinin ödenmediğini, ihbar süresinin 28 gün olduğunu ancak işverenin bu duruma riayet etmediğini belirterek ihbar tazminatı, fazla çalışma ve kötüniyet tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hizmet süresi boyunca asgari ücret ile çalıştığını, fazla çalışma yapmadığını, davacıya 29.07.2023 tarihinde fesih bildirim tebligatı adı altında bildirim süresi de tanınarak iş sözleşmesinin bildirim süresinin sonunda feshedileceğinin bildirildiğini, ancak davacının fesih bildirimini imzadan imtina ettiğini, davacının imzadan imtina ettiğine yönelik 29.07.2023 tarihli tutanak tanzim edildiğini, kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından bu yöndeki talebin reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karan ile; davacının davalı nezdinde 20.02.2023-27.08.2023 tarihleri arasında çalıştığını, davalı işverenin sözleşmenin kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde sona erdiğini ispat edemediği, davacının ihbar tazminatı almaya hak kazandığı, davacının haftada 38 saat çalışması olduğu, buna göre fazla çalışma yapmadığı, davacı tarafın iş sözleşmesinin kötüniyetli olarak haksız ve kabul edilemeyecek bir nedenden dolayı feshedildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verilmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; davalının sunduğu 29.07.2023 tarihli “Fesih Bildirimi Tebligatı” ve “Tutanak” başlıklı belgeler ve dinlenen tanık beyanları dikkate alınarak belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshedileceğinin davacı işçiye usulüne uygun bildirildiği ve yasal sürenin davacıya tanındığı dikkate alınarak ihbar tazminatına ilişkin talebin de reddine karar verilmesi gerekirken dosyada bu konuda bir talep olmamasına rağmen kıdem tazminatına ilişkin genel açıklamalar yapılıp ihbar tazminatı talebinin neden kabul edildiğine ilişkin herhangi bir gerekçe belirtilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 24 ve 25. maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri halinde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. İhbar tazminatını usulsüz fesih yapan taraf ödemekle yükümlüdür. Bu işveren olabileceği gibi işçi de olabilir. Söz gelimi, fesih beyanı olarak nitelenmesine imkan veren koşullarda işyerini terk eden veya bildirim süresinin dolmasını beklemeden işyerinden ayrılan işçi, usulsüz fesihte bulunmuş olur ve bu nedenle de işverene ihbar tazminatı ödeme yükümü altına girer (Hamdi Mollamahmutoğlu, Muhittin Astarlı, Ulaş Baysal, İş Hukuku, Gözden Geçirilmiş 6. Baskı, Ankara, s.921). Bildirim süreleri bölünemez nitelikte olduğundan, kısmen kullandırılmış olması da usulsüz bir fesih niteliğindedir. Üstelik bu durumda ihbar tazminatı hesaplanırken sadece kullandırılmayan kısım değil, uyulması gereken tüm bildirim süresi dikkate alınarak ihbar tazminatının hesaplanması gerekir (Mollamahmutoğlu, Astarlı, Baysal, s.924). 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ” Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.” Diğer yandan Dairemizin 07.11.2017 tarihli ve 2016/27294 Esas, 2017/17595 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: “… İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. … ” Somut uyuşmazlıkta 29.07.2023 tarihinde işverence tutulan davacının tebliğden imtina ettiğine dair tutanak, tutanak tanıklarınca doğrulanmış olup buna göre davacı işçiye davalı İşverence 29.07.2023 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulü gereken fesih bildiriminde; iş sözleşmesinin 27.08.2023 tarihinde feshedileceği, 4 haftalık ihbar süresinin bulunduğu ve bu sürede günde 2 saat iş arama izni olduğu yazılıdır. Davalı işverence, davacının 27.08.2023 tarihine kadar olan ücret alacağı da ödenmiştir. Dolayısıyla fesih beyanının davacıya ulaştığı 29.07.2023 tarihine kadar olan çalışma süresine tekabül eden 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesinde öngörülen 4 haftalık ihbar süresi tam olarak kullandırılmıştır. Buna göre ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince dava konusu olmayan kıdem tazminatına ilişkin gerekçeye yer verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. Kanun yararına temyiz isteminin yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kanun yararına bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ‘nun 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere aynı Kanun’un 363/2 hükmü gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


  • 237. Bedelli Askerlik 2026: Ücret, Muhasebe ve İş Hukuku Uygulamaları

    2026 yılı itibarıyla bedelli askerlik uygulaması, hem çalışanlar hem de işverenler açısından önemli sonuçlar doğurmaya devam ediyor. Özellikle bedelli askerlik ücreti , izin süreci, kıdem tazminatı ve vergisel boyut gibi konular, uygulamada sıkça merak ediliyor. Bu yazıda, bedelli askerlik 2026 kapsamında güncel hesaplama yöntemini, muhasebe kayıtlarını ve iş hukuku etkilerini detaylı şekilde ele alıyoruz. Bedelli Askerlik Ücreti 2026 Nasıl Hesaplanır? Bedelli askerlik ücreti , her yıl memur maaş katsayısına göre yeniden belirlenir. 2026 yılı Ocak–Haziran dönemi için bedelli askerlik ücreti , 👉 240.000 gösterge rakamı x memur aylık katsayısı formülü ile hesaplanır. Bu nedenle bedelli askerlik tutarı , memur maaş katsayısındaki artışlara paralel olarak değişkenlik gösterir. Bedelli Askerlik Ödemesi Nereye Yapılır? Bedelli askerlik ödemeleri , doğrudan kamuya yapılmaktadır. 📌 Tahsil edilen tutarlar: Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır Bu yönüyle bedelli askerlik ödemesi , işletmeler açısından ticari bir işlem niteliği taşımaz. Bedelli Askerlikte İzin Süreci Nasıl İşler? Bedelli askerlik kapsamında çalışanlar , temel askerlik eğitimi süresince özel bir statüye sahiptir. 📌 Uygulama şu şekildedir: Çalışanlar, 21 günlük askerlik süresince ücretsiz izinli sayılır Bu süreçte işveren onayı aranmaz İş sözleşmesi askıda kalır Dolayısıyla bedelli askerlik izni , işveren ve çalışan açısından yasal bir hak ve zorunluluk niteliğindedir. Bedelli Askerlik Kıdem Tazminatını Etkiler mi? Bedelli askerlik , kıdem tazminatı açısından da önemli sonuçlar doğurur. 📌 Eğer çalışan: Askerlik nedeniyle işten ayrılırsa Ve gerekli kıdem şartlarını sağlıyorsa 👉 Kıdem tazminatına hak kazanabilir. Bu nedenle bedelli askerlik süreci , işten ayrılış şekline göre tazminat hakkı doğurabilir. Bedelli Askerlik Vergisel Açıdan Nasıl Değerlendirilir? Bedelli askerlik ödemeleri , vergi açısından indirilebilir bir gider değildir. 📌 Buna göre: Bedelli askerlik için ödenen tutar Gelir vergisi veya kurumlar vergisi matrahından indirilemez Bu durum, özellikle şirket ortakları ve serbest meslek sahipleri açısından önemlidir. Bedelli Askerlik Sonrası İşe Dönüş Bedelli askerlik hizmeti tamamlandıktan sonra , çalışanların iş ilişkisi belirli kurallara tabidir. 📌 Buna göre: Çalışan, askerlik sonrası işine dönmek isterse İşveren tarafından yeniden işe başlatılması gerekir Bu durum, iş güvencesi açısından çalışan lehine önemli bir koruma sağlar. Bedelli Askerlik Sürecinde İşverenler Nelere Dikkat Etmeli? Bedelli askerlik uygulaması , işverenler açısından da dikkat edilmesi gereken süreçler içerir: Bordro ve izin kayıtları doğru tutulmalı Ücretsiz izin süreci mevzuata uygun yönetilmeli İşe dönüş talepleri dikkate alınmalı Muhasebe kayıtlarında yanlış gider yazımı yapılmamalı Sonuç 2026 yılında bedelli askerlik , sadece bir askerlik alternatifi olmanın ötesinde; 👉 ücret hesaplama , 👉 iş hukuku , 👉 muhasebe ve vergi uygulamaları açısından çok boyutlu bir süreçtir. Bu nedenle hem çalışanların hem de işverenlerin bedelli askerlik mevzuatını doğru anlaması ve uygulaması büyük önem taşır. Sıkça Sorulan Sorular Bedelli askerlik ücreti 2026 nasıl belirlenir? Memur maaş katsayısı ile 240.000 gösterge rakamının çarpılmasıyla hesaplanır. Bedelli askerlik izni ücretli mi? Hayır, çalışanlar 21 gün boyunca ücretsiz izinli sayılır. Bedelli askerlik kıdem tazminatı doğurur mu? Evet, şartlar sağlanıyorsa çalışan kıdem tazminatına hak kazanabilir. Bedelli askerlik gider yazılabilir mi? Hayır, vergi matrahından indirilemez.


  • 238. Konaklama Vergisi %2'den %1'e İndi: İşletmelerin ve Tatilcilerin Bilmesi Gereken Her Şey

    1 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 11263 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile konaklama vergisi oranı yarıya indirildi. 31 Aralık 2026'ya kadar geçerli olan bu düzenleme; otel, tatil köyü, pansiyon ve apart otel işletmelerini doğrudan etkiliyor. Peki işletmeler faturalarını nasıl düzenleyecek? Muhasebe kaydı ne olacak? Tatilciler bu indirimden gerçekten faydalanabilecek mi? Karar Resmi Olarak Ne Diyor? 11263 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı , 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 34. maddesinin 5. fıkrasında yer alan yetkiye dayanılarak çıkarıldı. Karara göre konaklama vergisi oranı, 1 Mayıs 2026 ile 31 Aralık 2026 tarihleri arasında (31 Aralık dahil) %1 olarak uygulanacak. Kararın hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütecek. Yasal Dayanak 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu, Madde 34/5 — Cumhurbaşkanı, konaklama vergisi oranını sıfıra kadar indirmeye ya da bir katına kadar artırmaya yetkilidir. Bu yetkiye dayanılarak çıkarılan 11263 sayılı Karar, 1 Mayıs 2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Hangi Tesisler ve Hizmetler Kapsam Dahilinde? Konaklama vergisi, yalnızca geceleme hizmetini değil, o tesis bünyesinde sunulan tüm hizmetleri kapsamaktadır. Kapsam dahilindeki ve kapsam dışındaki hizmetler şu şekilde ayrılmaktadır: VERGİYE TABİ (KAPSAM İÇİ) VERGİYE TABİ DEĞİL (KAPSAM DIŞI) ✓ Otel, motel, tatil köyü, pansiyon ✗ Günübirlik restoran kullanımı (konaklamadan bağımsız) ✓ Apart otel, misafirhane, kamping ✗ Sadece havuz veya aktivite kullanan misafirler ✓ Dağ evi, yayla evi ✗ Öğrenci yurtları ve pansiyonları ✓ Tesiste sunulan yeme-içme, havuz, termal hizmetler ✗ Diplomatik temsilcilik konaklamaları (karşılıklılık ilkesi) ✓ Eğlence ve aktivite hizmetleri (tesis bünyesinde) ✗ Kamuya ait misafirhaneler (belirli koşullarda) Dikkat: "Her şey dahil" paketler Her şey dahil (all-inclusive) sistemde sunulan tüm hizmetler — yeme, içme, aktivite, animasyon — konaklama vergisi matrahına dahildir. Matrah hesaplanırken KDV düşülür; konaklama vergisi ise KDV matrahına girmez. Tatilci Olarak Faturana Nasıl Yansıyacak? Tesis işletmecileri, 1 Mayıs 2026 tarihinden itibaren düzenleyecekleri tüm faturalarda konaklama vergisini %1 oranı üzerinden hesaplamak ve faturada ayrıca göstermek zorundadır. Somut bir örnek üzerinden hesaplayalım: Hesaplama örneği — 3 gecelik otel konaklaması Geceleme bedeli (KDV hariç)5.000 TL KDV (%8)400 TL Konaklama Vergisi — Eski oran (%2)100 TL Konaklama Vergisi — Yeni oran (%1)50 TL Tatilcinin kazancı 50 TL ↓ Yeni toplam (KDV + %1 konaklama vergisi dahil)5.450 TL Bireysel tatilci bazında etki sınırlı görünse de yüksek doluluk oranlarıyla çalışan büyük tesislerde yıllık toplam vergi yükünde ciddi tasarruf söz konusu. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Genel Başkanı Oya Narin bu düzenlemenin "maliyetlerin arttığı, küresel rekabetin sertleştiği bir dönemde rekabet gücümüzü destekleyen önemli bir karar" olduğunu vurguladı. Mali Müşavirler ve Muhasebeciler İçin: Kayıt ve Beyan Süreci Bu noktada kritik bir hatırlatma yapalım: Konaklama vergisi işletmenin geliri değildir. Misafirden tahsil edilen vergi tutarı, devlet adına tutulan bir emanettir ve muhasebede bu şekilde takip edilmelidir. Doğru muhasebe hesabı Konaklama vergisi, 360 — Ödenecek Vergi ve Fonlar hesabı altında takip edilir. Hizmet verildiğinde yükümlülük doğar; beyanname ile ödeme yapıldığında hesap kapatılır. TARİH HESAP KODU HESAP ADI BORÇ ALACAK AÇIKLAMA 01.05.2026 120 Alıcılar / Kasa 5.450,00 TL — Misafirden tahsilat 600 Yurt İçi Satışlar — 5.000,00 TL Hizmet geliri 391 Hesaplanan KDV — 400,00 TL %8 KDV 360 Ödenecek Vergi ve Fonlar — 50,00 TL Konaklama vergisi (%1) 26.06.2026 360 Ödenecek Vergi ve Fonlar 50,00 TL — Beyanname ile ödeme 102 Bankalar — 50,00 TL Vergi ödemesi Beyanname son tarihi Konaklama vergisi, aylık dönemleri izleyen ayın 26. günü akşamına kadar beyan edilip ödenir. Mayıs 2026 dönemi için son tarih: 26 Haziran 2026. Geç beyanname cezai faiz doğurur. İşletmelerin Bu Hafta Yapması Gerekenler Faturalama ve muhasebe yazılımındaki konaklama vergisi oranını %2'den %1'e güncellemek (1 Mayıs sonrası tüm işlemler için) 1 Mayıs öncesi ve sonrası rezervasyonları ayırt eden tarih bazlı kontrol yapmak; oranın geçiş tarihini net belirlemek Fiyat teklifleri, anlaşma yapılan tur operatörleri ve online satış kanallarını (OTA) yeni oran için güncellemek Personeli yeni oran ve fatura düzeni konusunda bilgilendirmek 31 Aralık 2026 sonrası için oranın tekrar %2'ye dönebileceğini göz önünde bulundurarak sözleşmeleri gözden geçirmek Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan gelebilecek ek tebliğ ve açıklamaları takip etmek Sıkça Sorulan Sorular 1 Mayıs öncesinde alınan rezervasyonlar, 1 Mayıs sonrası konaklamalarda hangi oran uygulanır? Vergiyi doğuran olay, hizmetin fiilen verildiği tarihe göre belirlenir. 1 Mayıs 2026 ve sonrasında gerçekleşen konaklamalar için %1 oranı uygulanır; ödemenin ne zaman yapıldığı veya rezervasyonun ne zaman alındığı belirleyici değildir. Konaklama vergisi KDV matrahına girer mi? Hayır. Konaklama vergisi matrahına KDV dahil edilmez; konaklama vergisi tutarı da KDV matrahının dışında tutulur. Her iki vergi de faturada ayrı ayrı gösterilir. İndirim 31 Aralık'tan sonra da devam edecek mi? 11263 sayılı Karar, indirimi 31 Aralık 2026 tarihiyle sınırlandırmaktadır. Uzatma kararı gelmediği takdirde 2027 yılı başından itibaren oran tekrar %2'ye dönecektir. Mali müşavirlerin bu tarihi müşterileri için hatırlatıcıya eklemesi önerilir. Konaklama vergisi beyannamesi nereye ve nasıl verilir? Konaklama vergisi beyannamesi, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın İnteraktif Vergi Dairesi (ivd.gib.gov.tr) üzerinden elektronik ortamda verilir. Beyanname, aylık dönemleri izleyen ayın 26. günü akşamına kadar ibraz edilip ödenmesi gerekir. Öğrenci yurtları ve pansiyonları bu vergiyi ödemek zorunda mı? Hayır. Öğrencilerin barındığı öğrenci yurtları, pansiyonlar ve kamplar konaklama vergisinden muaftır. Benzer şekilde karşılıklılık ilkesine göre yabancı diplomatlar da bu vergiden muaf tutulmaktadır.


  • 239. 7440 Sayılı Kanun Kapsamında Yapılandırılan Borçların Taksitlerinin Ödenmesine İlişkin Duyuru

    7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan ve taksit ile ödeme seçeneğini tercih eden mükellefler için yapılandırılan borçların taksit ödemeleri devam etmekte olup, yapılandırılan borçların 36 ncı taksit ödemesi için son gün 1 Haziran 2026’dır (31 Mayıs 2026 tarihinin resmi tatile rastlaması nedeniyle). Kanunun getirdiği imkanlardan yararlanmaya devam eden mükelleflerin, ödenmesi gereken taksitlerden bir takvim yılında üçten fazla taksiti süresinde ödememesi veya eksik ödemesi durumunda, söz konusu Kanun ihlal edilmiş sayılmaktadır. Bu kapsamda, yapılandırmanın ihlal olmaması için 2026 yılında yapılandırılan borçların üç taksitini süresinde ödememiş veya eksik ödemiş olan mükelleflerin, Mayıs ayı taksit ödemesi ile birlikte sonraki aylara ilişkin taksit ödemelerini de süresi içinde yapmaları gerekmektedir. Ayrıca, 7440 sayılı Kanunla sağlanan imkanlardan yararlanılabilmesi için, borçlarını 36 eşit taksitle ödeyen mükelleflerin önemli bir hususa dikkat etmeleri gerekmektedir. Kanunun getirdiği imkanlardan yararlanılmaya devam edilmesine rağmen, bir takvim yılında (2023, 2024, 2025 ve 2026 yıllarında) üç veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda; ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının, son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, yani 30 Haziran 2026 (bu tarih dahil) tarihine kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır. Bu nedenle, yapılandırmanın ihlal olmaması için taksitlerin süresinde ödenmesi gerekmektedir. Mükellefler taksit ödemelerini; Başkanlığımıza ait (gib.gov.tr) internet adresi (Dijital Vergi Dairesi ve GİB Mobil Uygulaması) üzerinden; Anlaşmalı bankaların kredi kartları ile Anlaşmalı bankaların banka kartları veya banka hesabından, Yabancı ülkede faaliyet gösteren bankalara ait kartlarla, Anlaşmalı bankaların; Şubelerinden, Alternatif ödeme kanallarından (İnternet Bankacılığı, Telefon Bankacılığı, Mobil Bankacılık vb.), Vergi dairesi veznelerinden, PTT şubelerinden, yapabilirler. İnternet üzerinden yapılacak ödemelerde herhangi bir mağduriyetin oluşmaması adına tarayıcıya gib.gov.tr adresi yazılarak giriş yapılması önem arz etmektedir. Ödeme yapmak için tıklayınız.


  • 240. Vergi Daireleri Sistemlerinde Yapılacak Planlı Bakım Çalışması Hakkında Duyuru

    Başkanlığımız bilgi işlem sistemlerinde, 8 Mayıs 2026 Cuma günü saat 19.00 ile 10 Mayıs 2026 Pazar günü saat 17.00 arasında planlı bakım çalışması yapılacaktır. Söz konusu çalışma sırasında, aşağıdaki listede yer alan vergi dairelerine ilişkin iş ve işlemlerde kesintiler yaşanabilecektir. Ayrıca, diğer vergi dairelerine ait; - Bankalar aracılığıyla yapılan tahsilat işlemlerinde, - Dijital Vergi Dairesi üzerinden yapılacak işlemlerde, kesintiler olabilecektir. Diğer taraftan, söz konusu çalışma süresince; Yurt Dışına Çıkış Harcı ödemeleri, Dijital Vergi Dairesi üzerinden ya da havalimanlarında ya da çıkış kapılarında bulunan kiosklar aracılığıyla yapılabilecektir. Dijital Vergi Dairesi üzerinde Yurt Dışı Çıkış Harcı ödemesi yapmak isterken sorun yaşayan vatandaşlarımız, aşağıdaki vergi dairelerinden birini seçerek ödeme işlemlerine devam edebilirler. Dijital Vergi Dairesi Üzerinden Yurtdışı Çıkış Harcı Ödemesi Yapılabilecek Vergi Daireleri; - Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü (Ankara) - Yeditepe Vergi Dairesi Müdürlüğü (İstanbul) - Rıhtım Vergi Dairesi Müdürlüğü (İstanbul) - Hisar Vergi Dairesi Müdürlüğü (İstanbul) - Muratpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü (Antalya) - Cahit Sıtkı Tarancı Vergi Dairesi Müdürlüğü (Diyarbakır) - Zafer Vergi Dairesi Müdürlüğü (Samsun) Duyurulur. Kesinti Yaşanabilecek Vergi Dairesi Müdürlükleri/Malmüdürlükleri Listesi için tıklayınız. GİB